Yöremizden yetişen din adamlarından
Sırrı ER Kızılcahamamhaber
sirrier@hotmail.com
.

Yöremizden yetişen din adamlarından

AVDANLI MÜDERRİS AHMET OKUR

Müderris Ahmet Okur Efendi, yaklaşık 1839 yılında Çamlıdere Avdan köyünde doğdu.2. nesil torunu Ahmet Okur: “ Bizim aslımız Horasandan gelme. Atalarımız, Horasandan Anadolu’ya gelmişler, Anadolu’dan İstanbul’a geçmişler. Bilahare Çamlıdere’ye gelip yerleşmişler.” diyerek geçmişlerini özetliyor.

Ahmet Efendinin babasının adı Vahap, Annesinin adı Halime’dir. Kendisi ile birlikte dört kardeştirler. Kardeşleri ile birlikte ilim tahsil ettikleri, okudukları için sağlığında Okur soyadını almış.

Aile köyün değil, bölgenin ilim tahsil eden, okuyan ve okutan kimselerdi.  Kardeşlerden birisi ilim tahsilinde bulunmamıştır. Diğer üç kardeş Konya’ya ilim tahsiline gitmişler. 

Torunu Ahmet Okur çok küçükken tanıdığı ve son zamanlarına yetiştiği dedesi Ahmet Efendi hakkında şunları anlatıyor:

“Dedem Ahmet Efendi, 110 yaşlarında ufak tefek bir insandı. Haliyle insan yaşlandıkça küçülüyor. Anne tarafım, Avdan köyünün aşağı mahallesinde oturuyordu. Annemin babası ve ailesi Ahmet Efendiyi çok severlerdi. Zaman zaman ben ayağı taşlara takılmasın diye dedemin bastonundan tutar, onu aşağı mahalleye getirirdim. Gelirken birkaç yerde dinlenirdi. Eve gelince yukarı çıkamazdı, çünkü evin merdivenleri dikti. Dedem ve ebem Müderris Ahmet Efendi dedemle birlikte bahçede otururlardı. Kendi kahveyi çok severdi, kahve pişirmek için özel cezvesi ve ocağı vardı. Aşağı mahallede annemin ailesi Ahmet Efendiye hizmet ederlerdi. Ben daha sonra birkaç yerde dinlenerek Ahmet Efendiyi tekrar orta mahalleye götürürdüm. Ablamla birlikte bazen  dedemin özel kahve takımları ile ona kahve pişirirdik. Bazen de dedemin şekerlerinden gizlice alırdık, fark edince bizi ancak oturduğu odanın kapısına kadar kovalayabilirdi.

Ahmet Okur, kardeşi Süleyman ve Ömer Okur ilim tahsili için Konya’ya gitmişler. Kardeşlerden Ömer Okur Konya’da kaldı,  geri dönmedi. Evlendiği hanımdan çocukları olmadı. Vefatından sonra Konya’da bir köyde caminin bahçesine defnedildi. Hanımı eşyalarını bir arabaya yükleyerek memleketine gönderdi.

Ahmet Okur ve kardeşi Süleyman Okur, iki kardeş memleketlerine döndüler. Memleketlerine döndükten sonra Gerrdeli Müderris Hacı Emin Efendinin öğrencisi (1824-1907)oldular. Nesefi Akaidi, Celaleyn ve Kadı Beyzavi tefsirleri okudular ve icazet aldılar.

Ahmet Okur; “ Az okudum, uz okudum, her kitaptan bir cüz okudum.” derdi. Torunu Mehmet Okur dedesinin çok kitap okuduğunu ve , “ Ben Kur’an’ın dışına hiç çıkmadım ve çıkmam, benim tarikatım Kur’an’dır .” dediğini naklediyor.

Avdan köyü ’nün geçmişte birkaç hanelik mandıra olduğu, ancak daha sonraları nüfusunun arttığı ve köyde bir medrese olduğu bilinmektedir.  Özbekler, Bulak, Yanık köy, Gebeler, Korkmazlar, Örenköy, Alakoç, Kuşçular ve diğer civar köylerden gelen öğrencilerle adeta bir yatılı bölge okulu olan medresede Ahmet Okur ve kardeşi Süleyman Okur öğrenci okutmuşlardır.

Ahmet Efendi Çamlıdere’ye(Şıhlar) gittiğinde cuma günü hutbeyi Ahmet Efendi okurdu. İlmî kifayetinden dolayı caminin imam hatibi cumanın edasında Müderris Ahmet Efendiye ve ilmine hürmeten hutbeye çıkmazdı.

Ahmet Efendi, Osmanlı dönemini ve Cumhuriyet dönemini yaşayan bir ilim adamıdır.  Osmanlının son dönemini, Cumhuriyet’in de ilk dönemlerini görmüştür.

Müderris Ahmet Efendinin kardeşi Süleyman Efendi, bir gece uyuyamamış ve kalkmış, Ahmet Efendi de peşinden kalkmış. Gece çok güzel bir ay varmış. Süleyman Efendi ayı seyrediyormuş. Müderris Ahmet Efendi; “Ne yapıyorsun?” diye sormuş. “Ayı seyrediyorum, uyuyamadım” diye cevap vermiş ve ilave etmiş; “Ben bugün gideceğim, hakkını helal et” diyerek de vasiyet etmiş.

Süleyman Efendi vefatında kırk yaşlarında ve nişanlı imiş. Konya’daki tahsil hayatı uzayınca gelememiş. Nişanlısı uzun süre bekleyince türkü yakmış.

Kız olanlar benim gibi olmasın,

Akranlarım okumuşa varmasın,

Nişanlanıp yedi sene durmasın.

Süleyman Efendinin bir kedisi varmış. Yavrulamış. Yavrularını beslemek için, gidip ocaktaki etten alarak yavrularına götürmüş. Süleyman Efendi bunu görünce; “Ben vazgeçiyorum, evlenmeyeceğim, dünya meşakkati her şeyi yaptırıyor, şu kediden ibret aldım, bu kedi şimdiye kadar böyle bir şey yapmaz idi, ancak yavruları olunca onlar için et çalmak zorunda kaldı.” demiş.

Geredeli Hacı Emin Efendi, rahatsızlanıp da vefat edeceğinin anlayınca, Avdan’lı Müderris Ahmet Efendinin cenazesini yıkamasını vasiyet eder. Bir kış günü Hacı Emin Efendi ağırlaşınca, Müderris Ahmet Efendiye iki kişi gönderirler. Ovacık belinden aşıp, Çamlıdere’ye, Avdan köyüne gelecekler. O gece Ahmet Efendi de yeğenlerini kaldırmış ve bizi Gerede’den çağırıyorlar diyerek, Gerede’ye gitmek için atını hazırlayıp yola çıkar. Meşeler ve Yünlü yaylalarının civarına gelince, sabaha karşı Gerede’den gelen iki kişi ile karşılaşır. “- Oğlum, Avdan’a mı geliyorsunuz ?” diye sorar. “-Evet?” diye cevap alınca,“- Müderris Ahmet Efendi benim, dönün gidelim” der.

Müderris Ahmet Efendi Hacı Emin Efendiyi yıkarken, iki omuzundan kaldırıp alnından öper ve “Şüphe yoktu veli olduğunda, ama bu kadar da olduğunu bilmiyordum.” der.

Ahmet Efendinin, yatarken, Allah’a karşı ayaklarımı uzatmayayım diyerek ayaklarını kemerle bağlayarak yattığı ve yatağından da o şekilde kalkacak kadar maneviyat ve murakabe sahibi bir zat olduğu rivayet edilir.    

Müderris Ahmet Efendi din adamlarının soruşturma geçirdiği Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, Kızılcahamam’a çağrılarak sorgulanmış. Giderken, sıkıntılı ve hüzünlü gittiği Kızılcahamam’dan gülerek geri dönmüştür. Zamanın yetkilileri Müderris Ahmet Efendiyi dinledikten sonra kendisine ve ilmine saygı duyarak serbest bırakmışlardır. Müderris Ahmet Efendi Ayşe Hanımla evlendi. 3 çocuğu oldu. İkisi erkek, bir tanesi de kız. Oğullarının adı Süleyman ve Ömer. Oğlu Süleyman Süveyş Kanalı savaşlarına giderken Toroslarda genç yaşta vefat etti. Kızı da genç yaşta vefat etti.

Müderris Ahmet Efendi 110 yaşlarına kadar yaşadı. 1949 yılında vefat etti. Son zamanlarında, torunu Ahmet’e “Oğlum! Allahü âlem bu gün gidiciyim” diyerek ağlamaya başlar. Torunu niye ağladığını sorunca; “Oğlum! Ölümü çok mu kolay sanıyorsun ?” diyerek cevap vermiştir. Ahmet Efendinin cenazesi çok kalabalık olmuş, tüm köylerden insanlar katılmıştır. Avdan köyünde kılınan cenaze namazından sonra cami bahçesine defnedilmiştir.

Müderris Ahmet Efendi ve Kardeşi Süleyman Efendinin kabirleri bu gün Avdan Köyü camisinin bahçesinde bulunmaktadır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

Instagram
ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın