Röportaj Durdu Şahin
Sırrı ER Kızılcahamamhaber
sirrier@hotmail.com
.

Röportaj: Durdu ŞAHİN

Eğitimci- Yazar Sırrı Er ile“Okumak, Yazmak,  Konuşmak Üzerine…”

 *Sırrı Bey, söyleşimize farklı bir soruyla başlayalım isterseniz. İnsanlar niçin bir şeyler okurlar?

 —Bu soruya verilecek cevap sayısı fazla olmakla birlikte birkaçını saymaya çalışayım. Öncelikle, Allah “oku” diye emrettiği için okurlar. Daha sonra ise kültürel yönden birikim kazanmak için. Birikim kazanmanın en sağlıklı ve güvenilir yolu okumaktan geçer. Okumak yoluyla en kestirme yoldan bilginin kaynağına ulaşılır. Bizden çağlar önce yaşamış insanların düşüncelerine kitaplar vasıtasıyla ulaşırız. Kafamızdaki düşünce fidanlarının gelişip meyve vermesi için birçok kitap okumaya mecburuz diyebilirim.

 *Bu cevaptan sonra hemen şu soru akla geliyor. Okumak mademki bu kadar önemli, o halde ülkemizde okumaya gerekli önem veriliyor mu?

 —Maalesef hayır. Ülkemizde okumanın önemi henüz yeterince anlaşılamamıştır. Kitap satışlarının durumu bu soruya verilebilecek en güzel cevabı teşkil etmektedir. Yetmiş milyon nüfusa sahip bir ülkede gazete ve kitap satışları bu düzeyde olmamalı diye düşünüyorum. Satın alınan kitapların hepsinin okunduğunu da sanmıyorum. Bazıları evlerindeki vitrinleri süslemek için kitap alıyorlar. Gelenler “kültürlü insan” desinler diye görünen yere kitapları diziyorlar. Fakat bir günden bir güne o kitapları açıp da okumak zahmetine katlanmıyorlar. Üzülerek söylüyorum ki ülkemiz gerek kütüphane sayısı, gerekse kütüphanelerdeki kitap sayısı bakımından birçok ülkeden geridir. Ayrıntıya girerek rakamları sıralamak istemiyorum.

 *Sayın Er, okuma özürlü bir toplum olduğumuz ortada. Sizce ülkemizde okumanın önündeki en büyük engeller nelerdir?

 —Sayın Şahin, bana göre okumanın önündeki en büyük engel tembelliktir. Sanki üzerimize ölü toprağı serpilmiş gibi, bir türlü tembellik zincirini kırıp okuma alışkanlığı kazanamıyoruz. Siz de eğitimcisiniz, bu durumu görüyorsunuzdur. Öğrencilerin çoğu, ders kitaplarından başka kitap okumuyorlar. Günümüz şair ve yazarlarını tanımıyorlar. Kitap satın almak gibi bir alışkanlıkları yok. Kitaba verecekleri parayı boşa gidecek sanıyorlar herhalde. Az okudukları için kültürel yönden zayıf yetişiyorlar. Bu durum böyle devam ederse ileride bir diplomalı cahiller ordusuyla karşılaşabiliriz.  Kitap okumayanlar yalnız öğrenciler mi? Hayır. Memurlar da okumuyor esnaf da. Toplumumuzun birçok kesiminde okumaya olan ilgi her geçen gün azalmaktadır.  Okumanın önündeki engellerden biri de televizyondur. Saatlerce ekranın karşısında oturan bir insan kitabın karşısında ne kadar oturuyor acaba?Kitap fiyatlarının yüksek olduğundan yakınanlar vardır. Maddi durumu iyi olmayanlara sözümüz yok, fakat gerekli gereksiz birçok şeyi satın alabilenler, eşyalarını ve giysilerini sık sık yenileyenler, sıra kitaba gelince elleri ceplerine gitmiyor. Her zaman midelerinin açlığını düşünenler ve habire onu doyurmaya çalışanlar beyinlerinin açlığını ne zaman hissedecekler acaba?

 * “Anlayana sivrisinek saz hesabı” okuma konusunda bu kadar söz yeterlidir herhalde. Gelelim yazma konusuna. Ülkemizde insanların büyük çoğunluğu okumayı sevmedikleri gibi yazmayı da sevmiyorlar galiba, bu konuda neler söylemek istersiniz?

 —Düşüncenize aynen katılıyorum Durdu Bey. İnsanlarımızda yazma konusunda bir ürkeklik ve kendilerine güvensizlik hissediyorum. Aslında yazmak, okuryazar her insan için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Hepimiz toplum içinde yaşayan bireyleriz. Çoğu zaman duygu, düşünce ve isteklerimizi yazı yoluyla dile getiriyoruz. Gün geliyor bir makama dilekçe veriyoruz. Veya bir arkadaşımıza mektup yazıyoruz. Gerçi son yıllarda telefonun iyice yaygınlaşması mektup yazma işini bitirdi maalesef. Telefon etmek daha kolay ve cazip geliyor insanlara. Eski yıllarda askerden, arkadaştan, sevgiliden gelen mektupların değeri başkaydı. Yıllarca saklandığı olurdu. Yeni nesil bu tür duyguları tadamayacak gibi. Konuyu dağıtmayalım, yazmaktan söz ediyorduk. Lise öğrencileri bir sayfalık kompozisyon yazmak için zorlanıyorlar bugün. Bazı üniversite mezunları bir sayfalık yazıyı doğru dürüst yazamayacak durumdalar. Bütün bunlar göz önündeyken fazla söze gerek var mı?

*Sırrı Bey, siz yıllardır yazıyorsunuz. Yazmaya meraklı ve yetenekli gençlere neler tavsiye edersiniz?

 —Durdu Bey, siz de bu işin içindesiniz. Biliyoruz ki kimse anasından yazar olarak doğmaz. Birçok meslekte olduğu gibi, yazarlıkta da bu beceri sonradan kazanılır. Bu iş doğrudan doğruya eğitim ve kültürle bağlantılıdır. Bilgisiz ve kültürsüz insanlar elbette ki güzel şeyler yazamazlar. Bir şeyler yazmak isteyen kişilere tavsiyelerime gelince; öncelikle çok okumak ve araştırmak gerekir. Meraklı bir kafaya sahip olmak lazım. Önce kafamızın içindeki bilgi ve kültür havuzunu doldurmalıyız. Bu havuz boş olursa hiçbir şey yazamayız. Türk ve dünya edebiyatından seçkin eserleri okumakla işe başlayabilirler. Okudukça geliştiklerini ve ufuklarının açıldığını göreceklerdir. Öncelikle bir “günlük” defteri tutmalarını tavsiye ederim.  Başlarından geçen önemli olayları unutmadan o deftere yazsınlar. Duygu ve düşüncelerini çekinmeden yazıya geçirsinler. Bu iş, diğer yazılar için bir temel teşkil edecektir. Daha sonra kendi seçecekleri konularda deneme ve makaleler yazmaya çalışsınlar. Bu aşamayı geçtikten sonra da gördükleri ve duydukları ilginç olayları hikâye şeklinde yazmaya çalışsınlar. İlk zamanlarda karşılaşacakları başarısızlık ve acemilik onları korkutup ürkütmesin. Yazdıkça geliştiklerini görecekler. Bu iş hepimizin başından geçti. Şimdi biz de ilk yazdıklarımızı beğenmiyor ve kendimizi eleştiriyoruz.

 *Yazma konusunda başka tavsiyeleriniz var mı?

 —Hayır. Şimdilik bunlar yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Yalnız hemen şunu eklemek isterim: Yazma işi zannedildiği kadar zor değildir, aksine hem zevkli hem de faydalı bir çalışmadır.

*Okumak ve yazmak hakkındaki düşüncelerinizi öğrendik. Şimdi de başka bir konuya geçmek istiyorum. Sayın Er, “güzel konuşmak” tabirinden ne anlıyorsunuz?

 —Her şeyin olduğu gibi, konuşmanın da güzeli kötüsü, beğenileni beğenilmeyeni vardır. Hiçbir amaca dayanmayan gelişigüzel konuşmalar ve boş laflar çevremizdeki insanları rahatsız edebilir. Hatta az konuşmamız için bizi uyarabilirler, biz konuşurken dayanamayıp kalkıp gidebilirler. Bu gibi üzücü durumlarla karşılaşmamak için konuşmalarımıza dikkat etmeliyiz. Hiç kimse boş ve anlamsız konuşmaları dinlemek zorunda değildir. Güzel konuşmak; duygu, düşünce ve isteklerimizi başkalarına doğru, açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edebilmektir.

 *Sırrı Bey, hemen burada şunu sormak istiyorum. Konuşmalarının güzel ve etkileyici olmasını isteyenler konuşurlarken nelere dikkat etmeliler?

 —Güzel konuşmak bir sanattır. Her sanat gibi onun da incelikleri vardır. Bunları iyi öğrenip uygulayanlar etkili bir silaha sahip olmuş olurlar.  Her şeyden önce, o dilin özelliklerini ve güzelliklerini iyi bilmek gerekir. Konuşurken kelimeleri doğru söylemeli, telaffuz hatası yapmamalıyız. Vurgulara dikkat etmeliyiz. Söz esnasında vurguyu yapacağımız yerleri iyi bilmeliyiz. Bunarlın yanı sıra kelime hazinemiz de zengin olmalı ki anlatımımız sıkıcı olmasın. Konuşurken iki de bir “şey, yani, eee, iii” gibi hoşa gitmeyen konuşma hataları yaparsak konuşmamız ilgi görmez.  Konuşmamızın etkileyici olmasını istiyorsak, kimlere hitap ettiğimizi göz önünde tutmamız gerekir. Kullanacağımız kelimeleri, vereceğimiz örnekleri bizi dinleyenlerin seviyelerine ve ilgi alanlarına göre seçmeliyiz. Böyle yaparsak sözlerimiz onları sarar ve kuşatır. Ses tonumuzu iyi ayarlamak da önemlidir. Bağıra bağıra veya duyulmayacak kadar yavaş sesle konuşmak dinleyenleri rahatsız edebilir. Güzel konuşmak yoluyla karşımızdaki insanlara kendimizi dinletebilir, isteklerimizi daha kolay yaptırabiliriz. Yunus Emre ne güzel söylemiş:Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/ Söz ola ağulu aşı/ Yağ ile bal ede bir söz

 *Sayın hocam, verdiğiniz bu faydalı bilgiler için teşekkür ederiz.

 — Bu önemli konularda düşüncelerimi ifade etme fırsatı verdiğiniz için ben de size teşekkür ediyorum.      

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın