OĞLUM SEN İSLAMCILARIN HANGİSİNDENSİN?
.

OĞLUM SEN İSLAMCILARIN HANGİSİNDENSİN?

İslamcı olmam Müslüman olmamın doğal, kaçınılmaz sonucuydu. “Bunlara Humeyni para gönderiyor” diye dedikodusu yapılan abilerimiz vardı. Hâlbuki ne âlâka. İrancılığın kıyısından köşesinden geçmedik. Ben belki ilk başta, İslam Devrimi falan filan söyleminden dolayı, onları da bizden sanırdım. Nerden bileyim Şia nedir Sünnilik nedir? Sonra öğrendim.

Benim siyasi ve dünya görüşü olarak İslam’ı yeterli görüp benimsediğim andan itibaren kendimi içinde bulduğum bir topluluk var. Bu topluluk çok şükür hatasıyla sevabıyla Türkiye’de meşru zemini ve tarihi kökü olan bir yapının memleketteki uzantısıydı. Dergilerimiz vardı, İslam Dergisi, Kadın ve Aile, İlim ve Sanat. Bu dergilerin Başyazarı Prof. Doktor Mahmut Esad Coşan. Yeni Şafak veya diğer gazeteler henüz yoktu. Bir tek Milli Gazete. Türkiye Gazetesi için “Amerikancı” denirdi. Tercüman herhalde hala çıkıyordu, o da sağcıydı. Ama biz, ne sağcıydık, ne solcu, HAKYOLcuyduk HAKYOLcu.

Bu yola girdikten itibaren yoğun bir şekilde aylarca, gününe bakmadan satır satır MİLLİ GAZETE okuduğumu hatırlıyorum. Milli Gazete Milli Görüş’ün gazetesi. Öyleyse ben Milli Görüşçü mü olmuştum farkında olmadan?

Zaman Gazetesi yeni çıkmaya başlamıştı. Nabi Avcı, Fehmi Koru vs. vs. Bir entelektüel gazetesi vardı İslamcıların artık. Milli Gazete parti bülteni, Refah’ın Pravdasıydı. Zaman’a da sahip çıkmıştık. Bir gün Zaman’dan pek hoşlaşmayan sakallı abiye “Sizin partiden şu kişiyle de röportaj yapmışlar” dediğimi hatırlıyorum. Dikkatinizi çekerim “Sizin Parti” diyorum. Yani onca Milli Gazete okumuşluğa, Milli Görüş havası solumuş olmama rağmen ben hala Refahçı olamamışım. Sonra Zaman Gazetesi el değiştirdi. Gazete birden değişti. Abimiz “Masonlar ele geçirdi” demişti. (Aslında en baştan itibaren FETULLA’nın ilgisi varmış, ama bir aşamadan sonra tam hakimiyet sağlamışlar, bu taktik tavırlardaki ilerdeki yazılarda irdeleyeceğiz)  Zaman artık “Saman” olmuştu.

İslamcıydık. Neydi temel arzumuz, hedefimiz, amacımız: İslam’ın hayatımızın her yanını kapsaması, her alana girmesiydi. Her şeyi İslam’a göre yapmalıydık. Müslüman bir toplumda buna kim karşı çıkabilir, bundan kim rahatsız olabilir? Aslında hiç kimse, ama rahatsız olanlar vardı. O zamanlar gazeteler İrtica kampanyası yapardı. Bu kampanyalar tedirginliğe yol açardı. Başörtüsü Yasağının alevlendiği günlerdi. Çocukların dindarlaşmaya çalıştığı, büyüklerin kaygıya kapılıp, saçmaladığı, onlar saçmaladıkça çocukların isyan bayrağı açtığı bir dönem. Bundan kaynaklanan aile içi çatışmalar, polis amcalardan tedirgin olmalar..

Kızılcahamam’da çok eskiden beri, yerini bilirsiniz Süleymanc(l)ıların yurdu vardır. Bugün Fetö olarak anılan FETULLAHÇILAR daha yeni yeni sızmaya başlamışlardı. Dindar yöneliş başka dindarların da olduğunu fark etmemi sağlamıştır sanırım. Önce sormuşumdur çevreme, Süleyman Hilmi Tunahan’ı öğrenmişimdir. Fetullah Gülen hakkında “o 80 ihtilalinden sonra güya aranıyordu, ama o sırada Amerikan üslerinde saklanıyormuş, aslında AMERİKANCI” dendiğini hatırlıyorum. Evet abi ben bunu ta 1986’da duydum. Zaman Gazetesi ele geçirilince de duydum. Ben, Siyasi yönelimi olsa da İslam temelli bir anlayışla “davaya” sarıldığım için,

gerek Süleymancıların gerek Fetullahçıların görünür kurum ve temsilcileri ile “Lise2’deki bir oğlan” olarak tanıştım, arkadaşlarım oldu. Süleymancılar neyse de (Çünkü Kızılcahamam’da kocaman yurtları vardı, o yurtlarda kalıp bizim okulda okuyan bir sürü öğrenci vardı ve onlar siyasetle uğraşmazdı) hiç Fetullahçı hatırlamıyorum. Bir kişi var, Sinan. O da rahatsızdı, sonra rahmetli olduğunu duydum. Başka kimse yok.

Birkaç yıl önce Aziz arkadaşım, lisede aynı sınıfta olduğumuz bir arkadaşımla sohbet ederken, o arkadaşın “Ben solcuların başıydım, O da İslamcıların başıydı” dediğinden bahsetti. Ya tamam kardeşim biz vardık İslamcı çocuklar, ama siz de mi vardınız? Sizin de mi Reis’iniz, örgütsel faaliyetiniz vardı? Ben farkında bile değilim. Öyleymiş.

Kızılcahamam’ın solcusundan ne olacak ki? Var mı bir tane DEVGENÇ militanı? Var mı senelerini Cezaevinde geçiren bir Milli Devrimcimiz? Varsa da ben duymadım.

İşte burada hikâyemize Milliyetçilik giriyor. Memleketin en büyük ÜLKÜCÜSÜ YAŞAR YILDIRIM.

Evvelini arkasını hatırlamıyorum. Akrabamızın dükkânı var, dükkânda ülkücü oğlu, sık sık uğradığımı hatırlarım. Bir uğramada YAŞAR BAŞKAN’la tanıştım. Herhalde önceden yahut sonradan bilgi sahibidir. Yahut benim konuşmamdan yönelişimi anlamıştır. O tanışma ve konuşma önemli. YAŞAR ABİ mealen “Türk Milliyetçiliği, Ülkücülük İslam’dan ayrı gayrı değildir, Balkanlar’da Müslüman olana Türk oldu” derler dedi.

Ben yolumu seçmişim, “Aaa öylemi” deyip ÜLKÜCÜ olacak halimiz yok. Ben yoluma devam ettim. Yaşar Abi’yle imkân oldukça sosyal ilişkimiz devam etmiştir. Ama benim onu anladığım kadar sanırım o beni hiç anlamadı. O görmüş geçirmişliğiyle kurtlar sofrasında bizi kendi halimize bıraktı. O sırada O balkondan seyrediyordu.

Bu niçin önemli? Öncelikle ben bu konuşmadan sonra hiçbir zaman ÜLKÜCÜ HAREKETİ İSLAMİ HAREKETİN dışında görmedim. Yanlış olarak TÜRK-İSLAM SENTEZİ denilen fikriyattan da TÜRK = MÜSLÜMAN kısmını çok iyi anladım.

Daha önemlisi: Milli Gazete okumalarımdan bahsetmiştim. Bu okumalar bana çok şey katmıştır. Ama en birincisi, hayatım boyunca fikir rehberim, DENİZ FENERİM olan İsmet Özel’le beni tanıştırması oldu. Lise2 deki oğlan kendi okuma ve muhakeme gücüyle İSMET ÖZEL’i keşfediyor ve o zamanın kitaba ulaşma, bulma imkânlarına rağmen İSMET ÖZEL’in kitaplarını İstanbul’dan posta havalesi posta kargosuyla alıyor.

Ne alakası var YAŞAR YILDIRIM’la? Yaşar Abi’den Türk = Müslüman anlayışını öğrendim ya, yıllar sonra İsmet Özel “Kâfirle çatışmayı göze alan Müslümana Türk denir” dediğinde de bu söylemi hiç garipsemedim. İsmet Bey “Ben bu İslamcıların gittiği yoldan rahatsız oldum (mealen) bunların gazetelerinde de bir daha yazı yazmayacağım” dediğinde de KADİR MISIROĞLU’na itibar edip, pek çok İslamcı gibi “O artık bizden değil” havasına girmedim. Çok şükür.

HAKYOLCUyuz. Her yere HAKYOL İSLAM yazacağız.

Evet İSLAM = HAKYOL ama biz bunu söylerken başka bir kastımız da var. Çünkü HAKYOL diye bir kurumsal yapı da var. Bu, İSLAMIN HAKYOL oluşunun ilanı ve aynı zamanda bir AİDİYET BEYANI. 22.09.2017

10-10-2017 23:02
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

Instagram
ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın