Kızılcahamam Kaymakamı Mehmet Yıldız:
Sırrı ER Kızılcahamamhaber
sirrier@hotmail.com
.

Kızılcahamam Kaymakamı Mehmet Yıldız:

“Biz burada vatandaşlarımızın bir hizmetkârı olarak bulunuyoruz.”

Sırrı Er:Röportajımıza başlarken önce kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Mehmet Yıldız:Kendimi tanıtmadan önce, ziyaretinizden dolayı çok teşekkür ederim.   ESYAV vakfını ve sizleri tanıdığıma çok memnun oldum.

 İsmim Mehmet Yıldız. 1970 yılı, Antalya ili, Gazipaşa ilçesi doğumluyum. İlkokulu köyümde okudum. Deniz manzaralı sahilde güzel bir köy. Daha sonra Antalya Aksu Öğretmen Lisesini kazanarak ortaokul ve lise tahsilimi yatılı olarak tamamladım. Eski ve köklü bir okul. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandım. 4 yıl süren üniversite eğitim hayatımdan sonra 1991 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra bir süre tekstil ve turizm sektöründe çalıştım. Askerlik görevimi de yaptım. 1996 yılı sonunda Kaymakamlık görevime başladım, yaklaşık 20 yıl oluyor. Haliyle Kaymakam adayı olarak başladık. Yurt içi ve yurt dışı stajlar yaptım. İlk görev yerim vekâleten Sinop Türkeli ilçesidir. Asil Kaymakam olarak 1999 yılında göreve başladığım yer, Eskişehir’in küçük, şirin bir ilçesi olan Günyüzü ilçesidir. Günyüzü ilçesinde 2 yıla yakın görev yaptıktan sonra Van Özalp ilçesi Kaymakamlığına atandım, orada da 2 yıl görev yaptım. 2003 yılında Çorum Mecitözü Kaymakamı oldum. 2003-2006 yılları arasında Mecitözü’nde görev yaptıktan sonra akabinde 2006-2009 yılları arasında Sivas Gemerek ilçesinde görev yaptım. Bartın Amasra, deniz kenarı güzel bir ilçe, 2014 senesine kadar 5 yıl bu ilçede görev yaptıktan sonra Ülkemizin gerçekten çok güzide, çok güzel bir ilçesi olan Kızılcahamam Kaymakamlığına 25 Eylül 2014 tarihi itibariyle tayin olduk. Takriben 6 aydır Kızılcahamam Kaymakamı olarak görev yapıyorum.

Sırrı Er: Efendim başarılar dileriz. Çocukluk yıllarınıza ait unutamadığınız bir anınız var mı?

Mehmet Yıldız:  Aslında insanın çocukluğunda yaşadıklarının hepsi birer anıdır. İlkokul 1. sınıfa başladığımda okuma yazmayı hemen öğrendim, iyi bir öğrenci olduğumu söyleyebilirim. Annem, sabah namazında inek sağmaya kalkardı. O kalkmadan ben ödevlerimi tamamlamış olurdum. Ben de kalkar kitap okurdum. Kitap okumayı çok severdim. Köyümüzde elektrik de yok, kendim lambayı yakar, kitap okurdum. Dolayısı ile çocukluğum ile ilgili unutmadığım şeylerden birisi budur. İlkokulda okuduğum zamanlar zor bir dönemdi, diğer çocuklar gibi çikolata vs. almaz kitap alırdım. Hemen kitapçıya gider kitap alırdım, zaman, zaman o dönem büyüklerden azar işittiğim de olurdu. Yanlış bir kitap almışım, oturmuş okuyorum, “sen bu kitabı niye aldın?” gibi sözlere o dönem maalesef muhatap olurdum.

Sırrı Er:Efendim, öğrencilik yıllarında iken ne olmak isterdiniz?

Mehmet Yıldız:  Bütün samimiyetimle söyleyebilirim, ilkokuldan bu yana hep Kaymakam olmayı istedim. Yani Kaimi Makam olmayı istedim. Hatta bu düşüncemle ilgili bir de anım var. Rahmetli babam bizi 19 Mayıs ve benzeri milli günlerde şehre götürdüğünde ki o zaman şehre gitmek büyük bir ödül, köyde yaşıyorsun şehre gitmek bu günkü gibi kolay değil. Kırk yılda bir şehre gidiyorsun, babam götürdüğünde, törenler var, herkes bir yana lacivert takım elbiseli bir beyefendi var ve ona Kaymakam diyorlar. Ben de sanıyorum ki beyefendinin ismi Kaymakam. Ama bu ne kadar muteber bir adam ki herkes peşinde hürmetle hareket ediyor. Bir köylü çocuğunun ideali ne olur? Gördüğü en yüksek mertebedeki insanı ideali olarak görür. Sonradan ben Kaymakamın bir makam olduğunu, onun da bir ismi olduğunu öğrendim. O günlerde benim içime bir Kaymakam olma isteği yerleşti. Bu istek ortaokulda pekişti. Liseye gittiğimde artık benim tek idealim vardı, o da Kaymakam olmak. Üniversite sınavlarında tercihlerimi yaparken, iki tane tercihim vardı. 1.si Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi, 2.si de İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu yönetimini bitirmek suretiyle (her ne kadar zorlu bir süreç yaşasam da) hamd olsun Kaymakamlık mesleği bize nasip oldu. Mevla’m dilerim ki bunu sonuna kadar sağlıklı sıhhatli ve başarılı şekilde yapmayı nasip etsin.

 Sırrı Er: Efendim Kaymakamlık mesleğinin zor tarafları nelerdir?

 Mehmet Yıldız: Efendim,  tabi ki var, bir görev ne kadar üst bir görev ise, o kadar sorumluluk ve zorluklar var. Şüphesiz ki sayın valimizin görevi bizden daha zor, sayın bakanlarımızın, başbakanımızın, cumhurbaşkanımızın görevleri bizden daha zor. Teknik olarak zor görevler var. Bir beyin cerrahı olmak zor bir görevdir. Kaymakamlık mesleği gerçekten çok büyük sorumluluk gerektiren bir meslektir. Yani şöyle düşünün;  bir gün yirmi dört saat her türlü sorumluluğu taşıyorsunuz ve açıksınız. Allah korusun ilçemizde yönettiğimiz yerle ilgili her türlü kusurlu ve kusursuz sorumluluk bizim üzerimizde. Bu kadar insanın belki zaman zaman sağlığı, sıhhati, huzuru, güvenliği bizim üzerimizde. Biz de Kaymakam olarak yöneticisi olduğumuz ilçede insanımızın, hemşehrilerimizin sağlıklı, sıhhatli, huzurlu ve güvenli bir şekilde yaşamaları için gerekli tedbirleri almak suretiyle üzerimize düşen yönetici sorumluluğunu yerine getirme gayreti içindeyiz. Dolayısı ile Allah korusun gece saat üçte olan bir hadise, yangın, doğal afet, sel vb. gerçek anlamda sorumlusu sizsiniz ve bunu hissediyorsunuz. Bundan önceki ilçede zaman zaman insanımızla gece de görüşüyorduk. Telefonla olur. Gündüz bize istedikleri zaman ulaşabiliyorlar. Biz de elimizden geldikçe onlara hizmet etmeye gayret ediyoruz.

Sırrı Er:Sn. Kaymakamım, daha önce Kızılcahamam’ı görmüş müydünüz?

Mehmet Yıldız:Tabi, Kızılcahamam’ı daha önceden biliyordum, çok güzel düşüncelere sahibim. Kızılcahamam’a tayin olacağım hiç aklıma gelmezdi. Otobanda seyahat ederken, Çeltikçiden geçerken Kızılcahamam tabelasını görür, ormanlık, termal bir ilçe olarak bilirdik, ancak söylediğim gibi bir gün Kızılcahamam’a Kaymakam olacağım hiç aklıma gelmemişti. Nasibinizde, kısmetinizde var ise gelip oturuyorsunuz. Kızılcahamam marka değeri yüksek bir ilçemiz, olduğundan büyük bir yer. Gelince şunu gördüm, bildiğimden ve gördüğümden daha güzel bir yer. Kızılcahamam’da orman olduğunu biliyordum ama % 55’inin orman olduğunu bilmiyordum. Sıcak suyunun, termalin olduğunu biliyordum ama bu kadar sempatik bir Anadolu insanına sahip olduğunu bilmiyordum. Buraya gelince bunları gördüm, 104 köy, şimdi mahalle oldu, hepsini de görme şansımız oldu, beklediğimin çok üstünde bir Kızılcahamam gördüm. Kızılcahamam en çok köyü olan ilçelerden birisi, aynı zamanda yüzölçümü en çok olan ilçelerden birisi. 1.800 km² yüzölçümü var. Daha önce kaymakamlık yaptığım ilçenin 9,5 katı.

Sırrı Er: Kaymakam Bey yaklaşık altı aydan beri görevdesiniz, Kızılcahamam’ın sorunları var mı, gördüğünüz kadarı ile belli başlı sorunları nelerdir?

Mehmet Yıldız:Tabi ki, ülkemizin bütün il ve ilçelerinin belli başlı sorunları olur. Mesela bir tanesi; 104 köyümüzün bazılarında hiç kimseyi göremezsiniz. Bazılarında bir çoban, bir muhtar, bir imamın kaldığını görüyoruz. Benim gördüğüm, ilçemizin gerek hayvancılık, gerekse tarıma müsait bir yapısı var, ancak başkente çok yakın olmamızdan dolayı, çok ciddi bir göç sorunu var. Bu göç mevsimsel göç olarak görünüyor. Köylerimiz bütün kış boş. Yazın köylere geliyorlar kendilerine göre işlerle uğraşıyorlar. Doğal olarak bu durum hayvancılık ve tarımı yakından etkiliyor ve birtakım projeler geliştirmemize de olumsuz katkısı oluyor.

İlçemiz için diğer konulardan biri de kaplıca ve doğa turizmi, yaklaşık olarak ilçemizde 7.500 yatak kapasitesi var. Şüphesiz bunun ilçemize getirdiği bir hareketlilik var. Ancak turistik tesislerin çoğalması ile birlikte termal su ile ilgili sorunlar ortaya çıkıyor. 2.500 abonesi olan bir de jeotermal ısıtma sistemimiz var. Talep çok fazla, şu an termal su yetiyor ama yeni kaynaklara ihtiyaç olduğu aşikâr. Çünkü insanlar bizim ilçemize tabiat, ormanların güzelliği ve bunlardan öte termal cenneti diye geliyorlar. Bugün Anadolumuz termal açıdan çok zengin ama Kızılcahamam’ın ayrı bir yeri var. Bir; başkentin hemen yanı başında, iki; tarihsel bir ilçe. Dolayısı ile tüm bu açılardan tedbir almak gerekir.

Tarım ve hayvancılığın geri kalmasından dolayı ekonomik canlılık kaybolmuş. İlçedeki canlı ticaret termal hizmetlerden dolayı oluyor. Diğer taraftan köylerin boşalması ilçemizi de etkiliyor, sadece dışarıya bağımlı hale geliyorsunuz, hafta sonları, yazın hafta içleri de gelen yerli turistlere bağlı oluyorsunuz. Bu bazı sektörleri geliştirirken, maalesef bazı sektörleri de belli seviyede tutuyor. Mademki başkente bu kadar yakın güzel mevkide bir ilçedeyiz, biz mutlaka köylerdeki hayatı daha cazip hale getirmemiz, bunun için projeler geliştirmemiz lazım. İlçemizde ve köylerimizde çok ciddi bir Jeopark alanları var. Bu projenin üzerinde durduğumuz gibi benzeri yeni cazip projeler üzerine durmamız gerekiyor. İlçemizin alt yapısında sorun yok, günümüze kadar Kaymakamlıklar, köye hizmet götürme birimi, İl özel idareler, bölgemizin büyükleri, önemli siyasileri, valilerimiz, belediyemiz bütün alt yapıyı güzel bir şekilde yapmışlar. Şimdi de Büyük Şehir Belediyesi ilçemize ve köylerimize hizmet getiriyor. Büyük Şehir Belediyemizin de gücü fazla, inşallah daha güzel hizmetler olacak. Dolayısı ile alt yapı anlamında sorun yok. Bir yer turistikse, böyle ilçemiz gibi Ankara’ya yakınsa, önemli termal kaynakları ve güzel doğası, havası, ormanları da varsa ki Kızılcahamam bütün iç Anadolu’da özel bir yer, ormanın içinde kayboluyorsunuz. Şu anki otellerin 2-3 misli de olsa yeterli olmaz. Şu anda ilçe olarak kötü durumda değiliz. Bu yıl büyük, 5 yıldızlı yeni bir otel daha açıldı. Şu anda 3 tane 5 yıldız ayarında, bir kaç tane 4 yıldız ve başka ölçekte otellerimiz var. Toplamda 7.500 yatak kapasitesine sahibiz. Amasra kaymakamlığından buraya geldiğimi söylemiştim, deniz kenarı, sahil ve güzel şirin bir ilçe, toplam yatak kapasitesi 3.000 bile değil. Amasra turistik bir ilçe ilçemiz için ne kadar anlamlı olduğunu mukayese edebilirsiniz.

Sırrı Er:Sn. Kaymakamım, özel hayatınızla ilgili sorularımız olacak. Eşiniz kimdir, ne zaman evlendiniz, nerelidir, çocuklarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Mehmet Yıldız:Biz Kaymakamların özel hayatı yoktur, yaptıkları görev itibarı ile eşi ve çocukları da bilindiğinden göz önündesiniz, kamuya mal olmuş insanlardır, önce bunu belirteyim. Ben ; Fizik öğretmeni olup, sınıf öğretmeni olarak mesleğe başlamış Şenel Hanımla evliyim. Kaymakam vekili olarak ilk görev yaptığım Sinop Türkeli ilçesinde tanıştık. Kendisi Samsun Bafralıdır. Biz memleketlerimiz biraz yakın olsun dedik, ancak birisi Sinop burnu, birisi de Anamur burnu. Ben Antalya Gazipaşa, Eşim Samsun Bafra, bu kadar yakınlaşabildik. Bir köy okulunda öğretmen idi, bilvesile ile tanıştık, gelenek, göreneklerimiz, örf, adet, yapı ve kültürümüze uygun yapıda olduğumuz için 2000 yılında Eskişehir Günyüzü kaymakamı iken tarafsız bölge olsun diye Ankara’da, iki memleketimizin ortası Başkentte evlendik. Bir Kaymakamın çok sağlıklı bir aile hayatı olması gerekir. Hatta sizin yaptığınız işten çok eşinizin de temsil kabiliyeti son derece önemli. Büyüklerimizin eşlerinin projelerini görüyoruz. Toplumumuzda da bu yönde beklenti var. Büyük Şehir Belediye Başkanının eşi Nevin Gökçek birtakım sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor, sivil toplum kuruluşu gibi hizmetler yapıyor.

2004 yılında kızımız Azra dünyaya geldi, burada Çağatay Ortaokulu 1. sınıfta okuyor. 2008 yılında oğlumuz Bora dünyaya geldi. Kazım Karabekir İlkokulu 1. sınıfta okuyor. Aralarında dört yaş fark var. Eşim Şenel Hanım da şu an, daha önce tecrübesi vardı, Kızılcahamam Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor. Orada ihtiyaca binaen gelen talep üzerine göreve başladı. Şöyle diyebiliriz, ailede iki tane yönetici var. Hatta küçük oğlumuz da sınıf başkanı, üç yönetici oldu.

Sırrı Er:Efendim, Allah mesut ve bahtiyar etsin. Boş zamanlarınızda neler yaparsınız, hobileriniz var mı?

Mehmet Yıldız: Boş zamanlarımda kitap okurum. Benim hobilerimden en önemlisi kitap okumak. Aslında boş zamanlarımı ailemle geçiririm. Hobi olarak değerlendirmiyorum, o asli görevimiz. Şunu da belirteyim, çok boş zamanımızda olmuyor. Hafta içi mesai, hafta sonu çeşitli programlarımız oluyor. Ailemle, çocuklarımla vakit geçirmek benim için çok önemli. Evde onlarla vakit geçirmeyi çok önemserim. Boş vakit bulduğumda kitap okurum. Özellikle tarih konusuna büyük ilgim var. En son şu anda Yılmaz Öztuna hocanın “Osmanlı Siyasi Tarihi” kitabını okuyorum. Oldukça okuyorum, okumanın da sınırı yok, genel olarak insanımız olarak yeterince okumadığımızı, tarihimizi, geçmişimizi iyi bilmediğimizi, değerlendiremediğimizi düşünüyorum, bu açıdan da ne kadar okur, ne kadar bilgi sahibi olur ve çevremdekilere ne kadar bilgi sunabilirsem, o kadar görevimi daha iyi yapacağımı düşünüyorum. Bizler aynı zamanda toplumda kanaat önderleriyiz. O bölgenin ileri gelen, sorumluluk taşıyan insanlarıyız. Bizim ağzımızdan çıkan veya çıkmayan sözcükler son derece önem arz eder, bu nedenle ben okumayı seviyorum.

Sırrı Er.Efendim, söyleşimizin sonunda Kızılcahamam Kaymakamı olarak Kızılcahamlılara neler söylemek istesiniz?

Mehmet Yıldız:  Vatandaşımızın ifade kabiliyeti çok yüksek. İletişimin çok gelişmiş olmasından dolayı bize her yönden ulaşabiliyorlar. Yöneticiye ulaşmak artık günümüzde çok kolay. Vatandaşlarımız  bir işi olsun, olmasın bize ulaşabilirler, e mail adreslerimiz var, internetten yazabilirler, twitter de kullanıyoruz. Biz de sosyal medyayı vatandaşımızın bize ulaşabileceği şekilde kullanmaya gayret ediyoruz. Benimle görüşmek isteyen her vatandaşla ne olursa olsun, yani “Ben Kaymakam Beyle görüşmek istiyorum”  diyen birisi ile mutlaka görüşürüm. Bana göre önemli olmayan konular vatandaşa göre önemli olabilir, biz de o işe önem verir ve görüşürüz. Vatandaş bizi yanında görmek istiyor, çözüm istiyor, çözümü olmasa bile sizinle paylaşmak istiyor. Her kesimden, her seviyeden vatandaşımıza öncelikle gönlümüz ve sonra kapımız açık. Bizden bir talepleri, emirleri olursa biz hizmetlerindeyiz. Bu dönem gerçekten yöneticilerin kendilerini vatandaşın hizmetkârı olarak gördükleri bir dönem olarak yaşanıyor. Biz de burada vatandaşlarımızın bir hizmetkârı olarak bulunuyoruz. İnşallah Mevla’m onlara güzel hizmet etmeyi, güzel hizmetlerin bir parçası olmayı bizlere nasip eder.

Sırrı Er:Efendim bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ediyoruz.

Mehmet Yıldız:Ben de size teşekkür ederim. Sizin ziyaretinizden önce ben ESYAV vakfımızla ilgili yeterli bilgiye sahip oldum. Bölgemiz için son derece önemli bir vakıf, önemli bir Sivil Toplum Kuruluşu. Çok güzel hizmetleriniz var, özellikle eğitim alanında. Bizim Sosyal Dayanışma Vakfı ile yapamadığımız şeyleri ESYAV vakfı yapıyor. Tüm ESYAV kurucuları ve yöneticilerine buradan teşekkür ediyorum. Hayatta olmayanlara Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun. Mevla’m sizlere ve çalışanlarınıza güç, kuvvet versin, bugün böyle bir söyleşiye fırsat verdiğiniz için de çok teşekkür eder, tüm hemşehrilerimize sevgi ve saygılar sunarım.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın