Hızır Gibi
Sırrı ER Kızılcahamamhaber
sirrier@hotmail.com
.

Ankara’da bir lisede edebiyat öğretmeni ve müdür yardımcısı olarak çalışıyordum. Bir gün odamda günlük işlerimi yaparken kapı tıkladı ve içeriye bir kız öğrenci girdi. Çekingen ve utangaç bir halde başı öne eğik biçimde karşımda duruyordu. Benim geliş nedenini sormamdan sonra oldukça yavaş bir sesle konuştu:

— Karnım çok aç hocam.

Zoraki söyleyebildiği bu kelimelerden sonra sustu ve gözlerini yere indirdi. O anda ne diyeceğimi bilemedim. Odayı kısa bir sessizlik kapladı.

Ben onların sınıfıyla da ilgilenen müdür yardımcısıydım. Öğrencilerin ders durumuyla ve kişisel sorunlarıyla ilgilenmeye çalışırdım. Beni kendisine yakın hissetmiş olmalı ki çekinerek de olsa odama gelip derdini söyleyebilmişti.

Ben onu rahatlatmak için birkaç cümle söyledim:

— Kızım senin karnını doyurmak kolay, onu hemen hallederiz, fakat ben merak ettim, daha ayrıntılı anlatır mısın?

— Evde bir haftadan beri un çorbası yapıyor annem. Evde yiyecek başka bir şey kalmadı hocam.

Kendisini oturtmam ve konuşmam onu biraz rahatlatmıştı. Önceden de zayıf ve çelimsiz bir öğrenciydi ama yüzüne dikkatle bakınca biraz daha zayıfladığını ve solduğunu görmüştüm. Bölük pörçük konuşuyordu, az buçuk bir şeyler anlamıştım ama meseleyi tam olarak kavrayamamıştım.

Dış görüntüsünden zengin bir ailenin çocuğu olmadığı belliydi. Kendi halinde, sessiz sedasız bir öğrenciydi. Dersine girmediğim için fazla tanımıyordum kendisini. İdareye uğrayan öğrencilerden değildi. Notları orta düzeydeydi,  devamsızlığı yok denecek kadar azdı.

Benim kendisini dikkatle dinlediğimi görünce kesik kesik de olsa konuşmaya devam etti:

— Babam sekiz seneden beri hapishanede yatıyor hocam. Çok sıkıntı çekiyoruz.

Bunu ilk defa duyuyordum. Veli toplantısına hep annesi gelirdi. Babasının bir yerde çalıştığını sanıyordum. Mesele yavaş yavaş aydınlığa kavuşuyordu.

Yavaş bir sesle sordum kendisine:

—    Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz kızım?

— Annem komşulara temizliğe gider, örgü örer, dantel işler, yaptığı el işlerini satar. Son günlerde pek iş alamadı da…

—    Kaç kardeşsiniz?

— Üç. Üçümüz de öğrenciyiz. Annem bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için çok çalışıyor. Eve gelince o kadar yorgun oluyor ki hastalanacak diye korkuyoruz.

Babasının hapishaneye niçin girdiğini sormadım. Gerek de yoktu. Zavallı kızı bir de o olayla ilgili üzmek istemedim. Anlattığına göre diğer kardeşlerinin durumu da pek iç açıcı değildi.

— Bildiğiniz bir yerlerde çalışılacak bir iş olursa annem çalışır hocam. Ben de kendisine yardım ederim.

Teneffüste karnını doyurması için para vererek sınıfa gönderdim. Onun çıkmasıyla beraber beni bir düşünce almıştı. Allah bilir ya bana derdini açana kadar nasıl utanmıştı. Bu fakir aileye en kısa zamanda yardım edilmeliydi.

Konuyu hemen okul müdürüne anlattım. Okul koruma derneğinden yardım alırız diye umutlandık. Aksilik bu ya, koruma derneği bir hafta sonra genel kurul toplantısı yapacağı için hesapları bağlamıştı. Oradan bir ümit ışığı kalmayınca başka yolları düşünmeye başlamıştık.

Öğrencinin zayıf ve solgun yüzü gözümün önünden gitmiyordu. Bir gün sonra odamda, başım iki elimin arasında düşünüyordum. Bir çıkış yolu bulmalıydık, ama nasıl? Ben bu duygular içindeyken kapı tıkladı. İçeriye öğrencimiz Zeynep girdi ve heyecanlı heyecanlı konuşmaya başladı:

— Hocam, bizim sınıfta oldukça fakir bir arkadaş var. Söylemiyor ama anladığım kadarıyla durumları hiç iyi değil. Teyzemin kocası çok zengin. Ulus’ta oteli falan var. Geçen gün bize oturmaya gelmişlerdi, ben bu arkadaşın durumunu anlatım. Çok acıdılar. Yarın öğleden sonra okula gelip yardım etmek istiyorlar. Fakat önceden size haber vermemi istediler.

Duyduklarıma inanamadım. Bu bir şaka mıydı? Ben iki günden beri bir çözüm yolu düşünürken Zeynep neler söylüyordu bana! “Kul bunalmayınca Hızır yetişmez” derler ya. Tam da öyle olmuştu bu iş. Biz bir şey yapmamıştık fakat öğrencimiz Zeynep büyük bir iş başarmıştı. Ne mutlu ona ki arkadaşlığın gereğini yerine getirmişti.

Bir gün sonra odamda çalışırken içeriye bir bayanla erkek girdiler ve kendilerini tanıttılar. Bunlar Zeynep’in bahsettiği teyzesiyle eniştesiydi. Gelirken okulumuza güzel bir çiçek yaptırmışlardı. Tanışma faslından sonra geliş sebebini söylediler. Fakir öğrenci hakkında bütün bildiklerimi anlattım. Teyzesi üzgün bir sesle, “Zeynep anlatınca çok üzüldük hocam, zavallı yavrular kim bilir neler çekiyorlardır” dedi.

Yaşadığımız toplumda yardımsever insanlar da vardı. Duydukları bir haberden hemen etkilenmişler ve koşa koşa gelmişlerdi; bir derde devâ olmak,  kanayan bir yarayı sarmak için.

Teyzesinin kocası ayağa kalkarak bana bir zarf uzattı:

— Bu zarfta bir miktar para var hocam. Bunu size takdim edeyim. Siz çocuğun ailesini çağırır verirsiniz. Öğrenci ve annesi bizi bilmesin. Bu yardımı okul idaresi olarak yapıyoruz dersiniz. Önemli olan kimin verdiği değil, bu paranın bir an önce o eve ulaşması. Hayır, nerede olsa yerini bulur. Bizi söylemenize gerek yok. Öğrenci bir de bizim yanımızda ezilmesin.

Zarfın içindeki parayı çıkarıp onların yanında saydım. Bir öğretmenin maaşına yakın bir paraydı bu. Ne anlayışlı, ne ince düşünceli insanlardı. İşin doğrusu da bu değil miydi? Hayır nerede olursa yerini bulurdu. Öğrencinin onları bilmesi önemli değildi. Allah’ın bilmesi ve razı olması önemliydi. Bu para onların çok işine yarayacaktı. Belki de sararmış yüzlerine bir canlılık gelecekti.

Gitmek için izin istediler ve kalktılar. Adres ve telefon numarası verdiler ve bu gibi durumlarda hiç çekinmeden kendilerini aramamı istediler. Giderlerken, görevini yerine getiren insanların mutluluğu ve ışıltısı vardı yüzlerinde. Kendileriyle tanışmaktan dolayı mutlu olduğumu söyledim ve dış kapıya kadar uğurladım bu kutlu insanları.

Öğrencinin annesini okula çağırdık. Niçin çağırdığımızı bilmediği için telaşlanmıştı. Orta yaşlı biri olmasına rağmen yaşından daha büyük gösteriyordu. Çektiği sıkıntıları yüzündeki çizgilerden okumak mümkündü.

Müdür bey durumu açıklayıcı birkaç sözden sonra, kendilerine okul idaresi olarak yardım edeceğimizi söyledi ve bu zamana kadar niye sıkıntınızı okul idaresine haber vermediniz, dedi. Zavallı kadın hiçbir şey konuşmadan sessizce dinliyordu. Onun o mahcup hâli insanın içini parçalıyordu. Bir suçlu gibi ezik, başı önde, gözleri yerde…

Okul müdürü zarfın içindeki parayı kadına verdi. Bundan sonra zaman zaman kendilerine okul idaresi olarak yardım edeceğimizi söyledi. Onu teselli etmek için çeşitli tavsiyelerde bulundu.

Çilekeş kadın gitmek için izin istedi. Teşekkür ediyor, sebep olanlara dualar ediyordu. Gözlerinden süzülen birkaç damla yaş solgun yanaklarını ıslatmıştı. Sessizce çıktı. Bir gölge gibi süzüldü ve kısa sürede gözden kayboldu. Bu paraya ne kadar çok sevinmişti kim bilir. Onun kadar olmasa bile bizi de oldukça mutlu etmişti bu yardım işi. Az da olsa katkımız olduğu için muhtaç bir kadının duasını almıştık. Bu da az şey değildi doğrusu.

YORUMLAR
  • ilahi hocam çok yaşayın   29-11-2013 09:48

    anlattığınız gerçek hikaye, kemalettin tuğcu hikayeleri gibi geldi. kusura bakmayın, şunu söylemek istiyorum baştan sona yaşadığınız şeyleri yaşadım. selam ve dua ile.

    0

    0

  • II. has kızılcahamamlı   12-03-2012 23:52

    en son kapak olandan ses çıkmadı. ne demiş atalarımız; "söz ağızdan çıkmadan sizin esirinizdir. ağızdan çıktıktan sonra siz onun esiri olursunuz." bazı durumlarda da kapak olursunuz

    0

    0

  • Hamza Ayanoğlu   09-03-2012 21:08

    Sırrı Hocam, bu ne güzel bir hikaye böyle. Okurken gözlerim yaşardı. Çok sağolun hocam. Son zamanlarda okuduğum en güzel yazı bu oldu heralde...Allah razı olsun.

    0

    0

  • ASEDE   06-03-2012 15:41

    Bence bu durumu haberi paylaşmanız çok yanlış. yapılacak yardım veya iyi niyet varsa gösterişsiz yapılmalıdır.

    0

    0

  • Has Kızılcahamamlı   05-03-2012 23:24

    Sevgili ve saygıdeğer Has Ankaralı, bu olay bugün yaşanmamış, tahmin ettiğim üzere senin gönül verdiğin siyasetçilerin iktidarda olduğu yıllarda yaşanmış. Aha buda sana kapak olsun.

    0

    0

  • cüneyt ünal   05-03-2012 20:07

    sevgili degerli hocam sizlerden ve vesile olanlardan allah razı olsun

    0

    0

  • Has Ankaralı   05-03-2012 11:19

    Hocamın anlattıkları ekonomimiz iyiye gidiyor diyenlere kapak olsun...

    0

    0

Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın