FETÖ MESELESİ VE ZİFİRİ KARANLIĞIN SEBEBİ
Av.Murat SUCU
[email protected]
.

FETÖ MESELESİ VE ZİFİRİ KARANLIĞIN SEBEBİ

            15 Temmuzda gelinen noktaya nasıl geldiğimiz, ortaya çıkan vahim durum bu topraklarda 1000 yıldır Müslüman Türk kimliği ile Hâkimiyet kurmamızla, hala ayakta kalmamızın biricik dayanağı Milli varlığımızın yaşadığı macera ile doğrudan bağlantılıdır. Güçlü bir millet, güçlü bir devlet olduğumuz zaman yine benzer sorunlarla karşılaşsak da bu sorunları kendi güç, kültür ve birikimimizle çözebiliyor, DEVLET VE Millet varlığını muhafaza edebiliyorduk. Ne zamanki Yahudi Hıristiyan (aslında paganist) Kapitalist Batı medeniyeti karşısında güçsüz pozisyona düştük, o zamandan bu yana karşılaştığımız sorunları bütün iyi niyetli çabalara rağmen günü birlik çözümler, günü kurtaran çareler dışında sonuca bağlayamadık. Her çözüm gayreti bir sonraki sorunun temelini attı.

            Bu topraklarda 200 yıldır gittikçe güç kaybettiğimiz bir varoluş mücadelesi veriyoruz. En bariz milat kabul edilebilecek kırılma tarihi Yeniçeriliğin silah kullanarak, kan dökerek ilga edilmesidir. O tarihten bu yana bizim 1- Ordu sorunumuz var. 2- Laiklik sorunumuz var. (Çünkü Bektaşi tekkeleri kapatılmıştır) 3- Modernleşme Problemimiz var 4- Hem Modern olma mecburiyetinin hem Müslüman olma vazgeçilmezliğinin çelişkisinden kaynaklanan problemlerimiz var. 5- Gücünü Müslüman Türk kimliğinden alan devletin ve dolayısıyla milletin zayıf düşmesinden dolayı İKBAL hevesine kapılan azınlıklar problemimiz var. 6- Yeni bir hayat tarzı, insan dünya algısı, bir ekonomik mekanizma inşa eden ve gücünü bütün dünyaya yaymaya çalışan AVRUPALI güçlerle nasıl mücadele edeceğimizle ilgili problemimiz var. 7- Batının kurduğu ekonomik mekanizmanın nüfuz edici gücü karşısında ekonomik varlığımızı koruma problemimiz var. 8- Modernliğin getirdiği mecburiyetleri karşılayacak bir DEVLET MEKANİZMASININ İNŞASI ve bu devlet Mekanizması ile Milletin insan varlığının sağlıklı ilişkisi problemimiz var. Bu problemlere başka varyasyonlarda, başka maddeler eklememiz mümkündür. Bizim uzun 19. Yüzyıl tarihimiz hep bu problemlere aranan çözüm yolları kurtuluş çareleri arayışı ile geçmiştir. Nihayetinde 1. Dünya savaşına kadar çekile çekile yenile yenile bir sona ulaştık. Batılı güçlerin bu topraklardaki Türk varlığını yok etme aşamasına geldikleri anda, ümidini kaybetmeyen başta Mustafa Kemal olmak üzere bir avuç paşa birkaç yüz genç subayın, azim ve gayreti, taktik stratejik becerisiyle bugün korumaya çalıştığımız Toprağı, Devleti, Orduyu, Milleti DÜNYA SİSTEMİNİN HEGEMON GÜÇLERİNİN TASALLUTUNDAN KURTARDIK.

            Bu kurtuluş bir son değil, yeni bir başlangıçtı. Dünya sistemi Türkiye defterini, kendi iç problemleri nedeniyle bir kaç 10 yıl kapattı. Biz de bu dönemi yeni bir MİLLET, YENİ BİR DEVLET İNŞA ETMEK İÇİN KULLANDIK. Modernleşme hamlemize yeni bir ivme kazandırdık. İnsanın dünya hayatında yaşadığı problemlerin aslını esasını, çözümünü öğrenmesi bir ömür tutar. Tam öğrendik dediğimiz anda bir bakmışsın ömür bitmiş. 20. Yüzyılda Türk Milletinin problemlerin aslını esasını çözümünü öğrenmesi de pek mümkün olmamıştır. Ne Mustafa Kemal Modernleşme projesinin tamamlanmasını görebilmiş ne de sonra gelenler onun projesini, hayalini anlayabilmiştir. 1. Dünya savaşında ilkel savaş uçakları, hantal tanklarla çamur deryasında yapılan savaş 2. Dünya savaşında tonlarca bomba taşıyan yüzlerce uçakla şehirlerin bombalandığı, uçak gemilerinin olduğu, tank panzer birlikleriyle yıldırım savaşının yapıldığı, füzelerin kullanıldığı, nihayetinde ATOM çağına ulaşılan bir aşamaya varmıştır.

            Savaş sonrasında savaşın galiplerinin yaptığı taksimat, bizim iki savaş arası görece bağımsız, sakin hayatımızın sonu olmuştur. 1923’de ara verilen Batı ile dansımız yeniden başlamış, 1945'den itibaren artık TÜRKİYE'nin dış güçlerle ilişkisi yeni mecburiyetlere dayalı yeni bir döneme girmiştir. İstiklal savaşından sonra kurduğumuz devlet teşkilatı ile bu yeni dönemin uyumsuzluğu bizi 27 Mayıs 1960 darbesine, sonra gelen sosyal ekonomik politikalar da sağcılık solculuk devrimcilik ülkücülük bölünmesine götürmüştür. Bu milletin içinden çıkan, Milli vasfa sahip, sağ, sol, Sosyalist, Milliyetçi, İslamcı her türlü fikir, hareket, gayret, çaba, bir şekilde dış müdahale ile ifsat edilmiş, millete devlete güç verecekken, milletin devletin problemi haline gelmiştir.

            Türkiye'de ki devlet mekanizması da bilmediğimiz mecburiyetler, dış ilişkilerin yansıması vs sebeplerle toplum üzerindeki denetim ve yönlendirme gücünü kaybetmiş, zaman zaman belki kurumsal belki kişisel hatalar, tercihler nedeniyle olan gücünün de yabancı menfaatler uğruna kullanılmasına engel olamamıştır.

            Bunların son ürünü de önce Fetullahçılık, Sonra Fetullah Hoca Cemaati, Sonra Hizmet, Sonra Cemaat, Sonra Paralel Devlet Yapılanması, en sonunda da FETÖ OLARAK ADLANDIRILAN örgütlenme olmuştur. Bu yapılanmanın belli bir aşamadan sonra DEVLET tarafından fark edilmemiş olması mümkün değildir. Bu yapılanmanın en başından itibaren devletle ilişkisiz olması da mümkün değildir. 1980 sonrası hem devlet karşıtı, hem devlet destekli, Hem Batı karşıtı hem Batı destekli bu yapı yavaş yavaş içimize sızmıştır. Çocuklarımıza, ekonomik varlıklarımıza, eğitim sistemimize çöreklenmiş bugün geldiğimiz noktaya gelmemize sebep olmuştur.

            Ağacın kurdu kendinden olur. Bu problem bizim kökü kendimizde olan din algımızla, devlet algımızla, Millet algımızla, Geçmiş tarih teorimiz ve gelecek tahayyülümüzle ilgili anormalliklerin patlamış bir çıbanıdır. Başlangıçta Milli ve Dini bir motivasyonla bu yapılanmaya bulaşan yüzbinlerce insan bugün VATAN HAİNİ pozisyonuna düşmüştür, VATANA İHANET olduğu tartışmasız eylemlerin müsebbibi, eylemcisi olmuştur. Bu hepimizin başarısızlığıdır.

            15 Temmuzdan sonra TÜRKİYE'de doğru sanılan bütün paradigmalar yıkılmıştır. Ortaya çıkan problem Cumhuriyet tecrübemizi değerlendirme, Modernleşme çabamızla hesaplaşma, din, devlet, millet algımızı analiz edip, gerekiyorsa yeniden inşa etmeyi gerektiriyor. Bu da ancak FİKRİ HÜR, İRFANI HÜR, VİCDANI HÜR, BÜTÜN TABULARI YIKMAYI GÖZE ALMIŞ, YA OLMAK YA ÖLMEK SONUCUYLA KARŞILAŞMA İHTİMALİNİN BİLİNCİNDE, TOPTAN BİR SEFERBERLİK VE GAYRETLE ancak çözülebilir. BU MÜCADELEDEKİ BAŞARI TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİ AÇISINDAN OLMAK VEYA ÖLMEK SONUCUNU DOĞURACAKTIR.

            Dünya yeni bir bunalım, yıkılma yeniden yapılma döneminden geçiyor. 20 yüzyılda düşmanın iç çelişkilerinden yararlanarak, bir taktik başarıyla koruyabildiğimiz devlet ve millet varlığı 100 yıl sonunda yeniden varlık yokluk çıkmazına sokulmuştur. Bu şartlar altında FETÖ Probleminin acilen en az zararla çözümünü sağlamak bunun için çalışmak her vatanseverin görevidir.

            Bu Millet yüzyıldır, kendi çocuklarını milli ve dini duygularla çıktığı yollarda telef etmiştir. Türkiye de devlet mekanizması 1960'dan itibaren HER 10 YILDA BİR ÖNCE VATANDAŞININ İFSAT EDİLİP ALDATILMASINA, PROVEKE EDİLMESİNE, KULLANILMASINA SEYİRCİ KALIYOR, SONRA DA AYNI KAYITSIZLIKLA VATANDAŞINI GÖZÜNÜN YAŞINA, MAZERETİNE BAKMADAN CEZALANDIRIYOR. Bu kısır döngüyü kırmak için daha kaç milyon genci, insanı, emeği, maddi manevi gücü HEBA edeceğiz? Bunun sebebi ne? Bütün suç GAVUR’DA, ŞEYTANda  demeyin. Gâvur gâvurluğunu, şeytan şeytanlığını yapacak. 200-300 senedir bir yanlıştan diğer yanlışa savruluyoruz. BİZ TÜRKLER MÜSLÜMANLAR DÜNYA STANDARTLARININ ÜSTÜNDE BİR HUKUK DÜZENİ, BİR DEVLET SİSTEMİ, BİR EKONOMİK DÜZEN, BİR TOPLUM HAYATI İNŞA EDEBİLECEK AKIL VE BİLGİDEN MAHRUM MUYUZ? ALLAH GÂVURA VERDİĞİ HANGİ İMKÂNI BİZE VERMEMİŞ? 16.10.2017

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

Instagram
ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın