Çamlıdere Kaymakamı Aydın Erdoğan
Sırrı ER Kızılcahamamhaber
sirrier@hotmail.com
.

 

Çamlıdere Kaymakamı Aydın Erdoğan:

“Benim isteğime bıraksalar ömrüm boyunca Çamlıdere’de yaşamak isterim.”

            Sırrı Er: Bu gün Çamlıdere Kaymakamı Sayın Aydın Erdoğan ile birlikteyiz. Kendisi ile bir röportaj yapacağız. Aydın Bey, söyleşimize başlarken önce kendinizi tanıtır mısınız?

            Aydın Erdoğan: 1973 senesinde Ankara’da doğdum. Evliyim, iki tane çocuğum var. Yaklaşık 13 yıldır mülki amirlik mesleğini icra ediyorum. Türkiye’nin muhtelif ilçelerinde kaymakamlık yaptım. 12 yıl sonra memleketime hizmet etmek üzere Çamlıdere’ye geldim. Ben aslen Çankırı’nın Orta ilçesindenim. Ankara’da doğup büyüdüm. Memleketim itibari ile kültürlerimiz birbirine çok yakın, toprağımız birbirine çok yakın.

            Sırrı Er: Kaymakam Bey, öğrenim hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?

Aydın Erdoğan: İlkokulu Halide Edip Adıvar İlkokulunda, ortaokul ve liseyi Çankaya Lisesinde okudum. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazandım. Mezun olunca İçişleri Bakanlığının açmış olduğu kaymakam adaylığı sınavlarını kazanarak Mülki İdare Amirliği mesleğine başladım. Ordu Kabataş, Kars Selim, Erzurum Hınıs, Çorum Bayat ilçelerinden sonra 2010 yılının Ağustos ayında Ankara’nın Çamlıdere ilçesine geldim. İki yıldır da bu ilçemizde görev yapmaktayım.

Sırrı Er: Efendim çocukluk yıllarınıza ait unutamadığınız bir anınız var mı? Çocukluk anıları önemlidir.

Aydın Erdoğan: Evet çocukluk anıları önemlidir. Çocukluğumuzda cezai ehliyetimiz olmadığı için başımdan geçen bir hatıramı nakledeyim. Çocukluk yıllarımız Yukarı Ayrancı semtinde geçti. Atakule’nin alt tarafında Hindistan Büyükelçiliği vardı. O zamanlar çocukluk arkadaşlıkları daha samimi ve güzel idi. Kalabalık bir arkadaş grubumuz vardı. Kendimize göre yaramazlıklarımız oluyordu. Hindistan Büyükelçiliğinin yaklaşık 3-4 metre yükseklikte bahçe duvarları vardı. Dışarıdan baktık, bahçedeki ağaçlarda güzel kayısılar var, arkadaşlarla içeri girmeye karar verdik. Üç, dört arkadaş çitleri aşarak bahçeye girdik. Kaysıları topladık, herhalde ortaokul çağlarında idik. Şimdi düşündüğümüzde o bahçe bir ülkenin toprağı, Allah korusun başımıza herhangi bir şey gelmiş olsa idi, hiçbir hak iddia edemeyiz. Bahçede meyvelerle uğraşırken köpek sesleri duyduk. Arkadaşlarla birbirimize baktık, uzaktan birkaç köpek geliyor, koşarak o çitlerden atladık ve tekrar ülke toprağımıza geldik. Böyle bir anımız var. O zaman çocuk olduğumuzdan olayın vahametini bilmiyorduk. Bu anımı anlattıkça, aklıma geldikçe gülerim, enteresan bir olaydı. Allah muhafaza o zaman bize bir şey olsaydı, ülke gündemini meşgul edecek bir olay olurdu. Üzerimizde kazak vardı, kazağımızın içine kaysı doldurmuştuk, kaçarken onlar da döküldü. Çocukluk yıllarımız hareketli geçti. Biz dokuz kardeşiz, kalabalık bir aile idik. Çocukluğumuz ekonomik sıkıntılarla mücadele içinde geçti. Allah’ımıza şükürler olsun ki Allah’ım bize bu makamı lütfetti, ülkemize hizmet etmeye çalışıyoruz.

Sırrı Er: Lisede okurken Kaymakam olmayı hiç düşündünüz mü?

Aydın Erdoğan: Kaymakam olmayı hiç düşünmedim, Lise hayatında iken geleceğe ilişkin böyle bir düşüncem yoktu. Lisede iken sayısal ağırlıklı bölümleri düşünüyordum. Biyoloji öğretmenimiz beni bayağı etkilemişti. O zamanlar Genetik Mühendisliği yeni duyulan popüler bir meslek idi. Tercihim bu yönde idi. Son sınıfta etrafımdaki arkadaşların da etkisi ile sözele ağırlık verdim. Ankara’da kalmayı düşünerek, Müfettiş olmayı düşünüyordum. Nasipte Kaymakam olmak varmış.

Sırrı Er:  Efendim, mesleğinizi seviyor musunuz?

Aydın Erdoğan: Kaymakamlık, mülkî amirlik mesleği dışarıdan nasıl gözüküyor bilemiyorum ama zor bir meslek, ağır bir meslektir. Bu meslek sevilmezse, Türkiye insanı, Türkiye sevdalısı olunmazsa, bu meslekte başarılı olmak zordur. Gerçekten Türk insanını ve memleketinizi sevmeniz gerekir. Hizmet götürdüğünüz kesim, ağırlıklı olarak orta kesim diye tabir ettiğimiz insanlar. İnsanımızın ihtiyaçlarını gidermek, hayatlarını kolaylaştırma adına kamu yatırımlarını organize etmek, bu hizmetlerden sonra takip etmek, reaksiyonlarını görmek, insanımızın mutluluğunu görmek her şeyin üzerinde. Öncelikli olarak şunu da söyleyebilirim. Mesleğimle gurur duyuyorum. Tekrar dünyaya gelseydin ne olmak isterdin diye sorsalar; yine bu mesleği seçerdim. İlaveten oğlumun da Kaymakam olmasını memleketine bu makamda hizmet etmesini isterim.

Vatandaşın probleminin çözüldüğünü gördüğümüzde, o süreçte yaşadığımız bütün olumsuzluklar ve çektiğimiz çileyi bir anda unuturuz. Bazen çok mahrum bir yere gidiyorsunuz, insanların bakışlarından sizden bir şeyler beklediğini, çaresizliğini görüyorsunuz. Bizler, o insanların beklentilerini boşa çıkarmamamız lazım. Ülkemizin doğusunda, kuzeyinde, batısında çalıştım ve şunu gördüm, kaymakamlar hayatı çok hızlı öğreniyorlar.  Çok kısa sürede o kadar çok olayla karşılaşıyorsunuz ki, olaylardan kısa zamanda çok şey öğreniyor ve kısa zamanda olgunlaşıyorsunuz. Muhakeme yeteneğiniz gelişiyor. Şunu söyleyebilirim; Gerçek Türkiye’den haberdar olanlar Mülki İdare Amirleridir. Çünkü Türkiye’nin her tarafında çalışıyorsunuz. Merkezi otorite ile yerel yöneticiler ile her an iletişim halindesiniz, ilaveten sürekli halkla da iletişim halindesiniz. Bizim halkla iletişimimiz sürekli evrak üzerinden değildir. İstediğiniz an halkın içine karışırsınız, herhangi bir sebepten halkla beraber olmanız gerekir. Bize gelirler, biz gideriz, aramızda hiçbir engel yoktur. Onun için gerçek Türkiye’yi ve Türkiye gerçeğini yakinen bilenler Mülki İdare Amirleridir. Bunu şunun için tekrar ediyorum. Bazen eli kalem tutan insanlar olaylar ile alakalı yorumlar yapıyorlar, halkın içinde yaşamadığı halde, bazı bölgeleri bilmediği halde, yani sahada olmadığı halde yorumlarda bulunuyorlar.

Bazı şeyler vardır ki kitaplardan öğrenilmez. Bilgi sahibi olmanız için yaşamanız gerekir. İşin içinde bulunmanız, mekân ise belirli bir süre orada kalıp yaşamanız lazım. Mutluluk ve üzüntüyü yaşayarak öğrenmeniz lazım. Mülki İdare Amirleri olarak biz yaşıyoruz. Ülkemizin herhangi bir yerinde olay olduğu zaman merkezdeki yansıması farklı oluyor. Bir de olayın olduğu yere gidip bakmak lazım, orada nasıl bir atmosfer var, nasıl bir hava var. Yani burada oturduğunuz yerden bir yorum yapmanız çok kolaydır. Biz taşrada görev yapıyoruz. Ankara merkez dışındaki tüm yerleri biz taşra olarak değerlendiriyoruz. Taşrada olay farklıdır. Bizler merkezi idarenin taşradaki temsilcileriyiz. Bir de mahalli idareler var. Köyler, il özel idareleri ve belediyeler. Tüm bu kurumlarla da bizim farklı boyutlarda ilişkilerimiz oluyor. Bazen mesleğimizin en sıkıntılı ilişkileri yerel yöneticilerle olabiliyor. Yerel yöneticilerle merkezi idarenin yöneticileri, bizler uyumlu bir şekilde çalıştığımız zaman çok müspet sonuçlar ortaya çıkıyor. Halkımıza hizmette daha hızlı daha verimli şekilde ulaşabiliyoruz. Aksi takdirde halka giden hizmetlerde bazı aksamalara neden olabiliyor.

Sırrı Er: Kaymakam bey, Ankaralısınız, daha önce Çamlıdere’yi görmüş müydünüz? İlk geldiğinizde neler hissettiniz.

Aydın Erdoğan: Ben Çamlıdere’ye göreve başlamak üzere bir hafta sonu, cumartesi günü geldim. Hatırladığım kadarı ile 2010 yılının Ağustos ayı idi. İnanılmaz bir araç trafiği vardı. İlçemizde malum dağ evleri var. Piknikçiler geliyorlarmış. Orada oturan bazı hemşehrilerimize sordum: “ Burada anayol yok, bu kalabalık nedir?”  “Efendim, burada yaklaşık 1000 kadar dağ evi var, ilaveten yazın Ankara’dan Çamlıdereliler ve diğer vatandaşlarımız piknik yapmaya gelirler.” dediler. Malum, ilçemizde Ali Semerkandî Hazretlerinin türbesi de var, onu ziyaret edenler, doğa turizmi olarak doğayı gezmeye, yürüyüş yapmaya gelenler ilçemizde çok ciddi bir şekilde etkin. Ufak, şirin, düzenli bir ilçe. Yolların yeni yapılmış olması, temiz, düzenli olması ve yöremizin % 70’inin ormanla kaplı olması yeni göreve geldiğimde ilk dikkatimi çeken şeyler olmuştur.

            Sırrı Er: Efendim, Çamlıdere ilçemizin mülki idare amirisiniz. İlçemizin sorunları var mıdır, varsa nelerdir?

            Aydın Erdoğan:  İlçemizin en büyük sorunu ciddi bir göç vermemizdir. Bunun da çeşitli nedenleri var. En önemli nedenlerinden birisi de Çamlıdere barajının ilçemiz sınırları içinde olmasıdır. Çamlıdere barajının orta ve uzun mesafeli su koruma havzası var. Oralarda yeni yerleşim yerlerine izin verilmiyor. Yeni yerleşim yerlerine izin verilemediği için, ailede büyüyen, evlenen çocuklara yeni ev yapma imkânı olmuyor. Haliyle bu husus göçü tetikleyen nedenlerden birisi. Bir diğer sebep, ilçemizde ciddî bir tarım, hayvancılık ve ziraat işi yok. İstihdam sağlayacak üretim sahalarımız yok. Haliyle insanlarımızın karnını doyurması lazım. Bu yüzden insanlarımızda Ankara’ya ciddi bir göç oluyor. Nüfustan dolayı en son Adliye teşkilatı da ilçemizden ayrıldı.  İlçemizde nüfusun azalması bir takım ekonomik ve sosyal sorunların ortaya çıkmasına sebep oluyor. 

            En büyük sorunlarımızdan birisi de eğitim. Eğitim son yıllarda olumsuz bir ivme kaydetti. Çok önceki yıllarda eğitim çok iyi imiş. Tabi hareketli bir nüfus varmış. İlçemizden birçok değerli insanımız bürokratımız, siyasetçimiz yetişmiş. Kendileri buradaki okullardan mezun olmuşlar, hatta bazı hemşehrilerimiz köylerden ilçe merkezine yürüyerek gelip giderek tahsillerini tamamlamışlardır. Örneğin; Âdem Ceylan, Meşeler köyünden ilçeye yürüyerek gidip gelmiştir. Şimdi kendileri Ankara’da önemli bir bürokrattır.

            Bu sene Milli Eğitim Bakanlığımızın yapmış olduğu atamalarda, ilçemize yaklaşık 30 tane öğretmenimiz geldi. Daha önce öğretmen sayımızda sıkıntılarımız vardı, bu açığı ders ücretli öğretmenlerle tamamlıyorduk, şimdi branş öğretmenlerimiz geldi, bundan sonraki yıllarda başarının tedrici olarak artacağını ümit ediyoruz.

            Sırrı Er: Çamlıdere ilçemizin gelişmesi için neler yapılmalıdır, önerileriniz nelerdir.

            Aydın Erdoğan: Son bir yıl içerisinde, ilçemizde termal kaplıca suyu ile ilgili önemli çalışmalar yapıldı. MTA nezdinde çalışmalar yapıldı. Birinci sondaj vuruldu. Şimdi ikinci sondaj çalışmaları başladı, bu konuda çalışmalar devam ediyor. Şu an çıkan suyun dip derecesi, 80 santigrat derece, debisi de saniyede yaklaşık 100 litre. Ankara çevresinde en yüksek debidir. Ancak bu sıcak su yüzeye çıkarken bazı olumsuz gelişmelerden dolayı yüzeyde su sıcaklığı 40 buçuk santigrat dereceye düşüyor. Bu sıcaklık istediğimiz bir sıcaklık değil, ikinci kuyudan yapılan sondajla istediğimiz derecede bir sıcaklık elde edeceğiz. Buna bağlı olarak MTA o sıcak suyu ihaleyle satacak ve termal turizm konusunda etkin firmalar yatırımları ile ilçemizde istihdamın ve turizmin gelişmesine yol açacaklar ve bu durum ilçemizin gelişmesine çok ciddi bir katkı sağlayacaktır.

            İlçemizin çok ciddi bir sorunu yok. Alt yapı olarak bütün köylerimizin yolu asfalt, İl Özel İdaresinin destekleri ile hemen hemen her köyümüzün suyu var, kanalizasyon problemi yok. Ankara’da ne var ise hemen hemen köylerimizde de var. Burası Türkiye’de çalıştığım beşinci görev yerim, İl Özel İdaresinin en etkin, en verimli ve en rantabl hizmet götürdüğü yer Ankara’dır diyebiliriz. Ben şu ana kadar her tarafı asfaltlı bir ilçede çalışmadım. Hatta yayla yollarımız bile asfalt. Üzüldüğümüz konu, ilçemizde nüfus sirkülasyonu çok az, üretim yok, dolayısı ile istihdam da yok. Ancak üretim ile ilgili yatırım yapılabilir. Daha önce sunta fabrikası ile ilgili bir teşebbüs olmuş.

            İlçemizdeki en önemli potansiyellerden birisi, doğa turizmi. Bu sektörü daha geliştirebiliriz. Şu anda yaklaşık 1000 tane dağ evimiz var. Ankara’nın gelir düzeyi yüksek olan bürokrat ve diğer kesimi hafta sonları özellikle yazın ilçemize gelirler. Ama onların ilçe merkezimize çok ciddi bir ekonomik katkısı olmayabiliyor. İlçemizde yaptıkları alışveriş istediğimiz düzeyde değil, ilçemize gelirken alışverişlerini yapıp gelenler çoğunlukta. Alışverişlerini ilçemizde yapsalar, ekonomik bir hareketlilik olur.

            Bir başka cazibe noktamız, ilçemizde çok ciddi bir inanç turizmi var. Malumunuz, Şeyh Ali Semerkandî Hazretlerinin kabri ilçemizde. Özellikle hafta sonları, cuma günleri, dinî günlerde ilçemize gelen çok sayıda ziyaretçi oluyor. Şeyh Ali Semerkandî Hazretlerinin türbesi ve çevre düzenlemesi ile ilgili Belediye Başkanımızın proje çalışması var. Rekreasyon ve çevre düzenlemesi yapılacak, bu tamamladıktan sonra mübarek zatın türbesi ve çevresinin daha düzenli ve tertipli bir hal olacağını düşünüyoruz. Yıllık 100.000 gibi tahmini bir ziyaretçi nüfusumuz oluyor.

            Sırrı Er: Kaymakam Bey, özel hayatınıza gelirsek, kimle, ne zaman, nerede evlendiniz, çocuklarınız hangi okullarda okuyor?

            Aydın Erdoğan: Eşim Havva Hanımla 2000 yılında Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde kaymakam refiki olarak görev yaparken tanıştım. 2001 yılında da evlendim. Tanışmamız da şöyle oldu; kaymakam refiki olarak görev yaptığım İnebolu Kaymakamı kayın biraderim olurlar ve şu anda Yozgat Valisi olarak görev yapıyor. Mesleğe başladığımız zaman stajımız 3 sene sürer. İlk önce tecrübeli kaymakamların yanında kaymakam refiki olarak görev yaparız. Valilerin yanında, mülkiye müfettişlerinin yanında da staj yaparız. Ankara’da bazı kurslar alırız, daha sonra yurt dışı stajımız olur. Üç yıl sonra bir yeterlilik sınavına tabi tutuluruz ve o sınavdan sonra asaleten Kaymakam olarak mesleğe başlarız. Bu süreçte ben İnebolu kaymakam refiki olarak başladım. Bu görev Kaymakam Beyin kız kardeşi ile tanışmamıza ve evlenmemize vesile oldu. Eşim yaz tatilinde abisinin yanına gelmişti, bu şekilde tanıştık, o zaman kendisi Ankara’da doktora yapıyordu. Eşim aslen Erzurumlu ’dur, Pasinler ilçesinden. Kendisi Veteriner Hekimliği Fakültesinden mezun ama sınıf öğretmenliği yapıyor. Halen Çamlıdere’de sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Biz de ailecek Çamlıdere’de oturuyoruz. Çocuğumun biri Atatürk İlkokulunda 3. sınıfta okuyor, diğeri de ana sınıfına gidiyor. Benim isteğime bıraksalar ömrüm boyunca Çamlıdere’de yaşamayı düşünürüm. Burada gerçekten çok huzurluyuz. Çamlıdere insanımız cana yakın, ben kendi memleketime hizmet ediyorum diye düşünüyorum.

            Sırrı Er: Boş zamanlarınızda neler yaparsınız, özel hobileriniz var mı?

            Aydın Erdoğan: Çamlıdere ilçemizde ormanın çok olması bize ormanı sevdirdi, bundan dolayı ormanda yürüyüş yapmayı çok seviyorum. Özellikle hafta sonları eşimi ve çocuklarımı alıp, hem Aluç Dağı’na, hem Çamkoru’ya ki ikisi de bizler için çok önemli bir turizm merkezidir, genellikle ailemle birlikte yürüyüş yaparız. Tertemiz bir hava, tabii güzellikler, çiçekler, ağaçlar, sayılamayacak kadar güzellikler. Bazı zamanlar arkadaşlarımızla birlikte kamp yaparız. Ankara’dan arkadaşlar eş ve çocukları ile gelir, çadırımızı ve ihtiyaçlarımızı alır, kendimizi tabiatın kucağına bırakırız. Gece kamp yaparız. Yazın özellikle sizlere de tavsiye ederim.

            Belediye Başkanımızın da Çamlıdere ile ilgili çok güzel projeleri var, bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ileriye matuf. 5-10 yıl sonra Çamlıdere tanınamayacak güzellikte bir ilçe olacak inşallah. Şu an, Allah nazardan saklasın ilçemizde bir uyum var, bu uyum bereketi ve güzel hizmetleri de beraberinde getiriyor. Mülki idare, yerel yönetim, halkımız, personelimiz, esnafımız güzel bir uyum içindeyiz. Ufak tefek aksaklıklar da nazarlık olur inşallah. Olumsuz bir durumuz yok, huzur ve uyum olursa beraberinde mutlaka hizmet gelir.

            Sırrı Er: Kaymakam Bey söyleşimizin sonuna geldik, Çamlıdereli hemşehrilerimize iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

            Aydın Erdoğan: Çamlıdereli hemşehrilerimize şöyle bir mesajım olacak. Çamlıdere gerçekten güzel bir memleket. İnsanlar memleketlerine sahip olurlarsa, memleketlerini çok daha iyi ve güzel seviyeye çıkarabilirler. Hemşehrilerimiz memleketlerine eskisinden daha çok sahip çıksınlar. İnsan içinde olduğu zaman o güzellikleri ve nimetleri algılamayabilir. Memleketinden dışarı çıkıp tekrar geldiği zaman bu güzellikleri idrak ediyor. Bir kısım hemşehrilerimiz maalesef bu güzelliklerin, nimetlerin farkında değil. Bozulmamış, tertemiz bir memleket. İlçe illaki büyüyecek, bu potansiyel var, bu büyüme planlı, programlı bir şekilde olsun. Bütün çalışmamız, gayretlerimiz bu yönde. Menfaat eksenli bir büyüme değil de, özünü bozmadan, güzellikleri bozmadan, benliğini koruyarak, kontrollü bir şekilde büyümesine önem veriyoruz. Onun için zaman zaman birçok yatırımcı ile muhatap oluyoruz, biz sürekli inceliyoruz ve yukarıda özetlediğimiz hususlara çok önem veriyoruz. Sonuç, yatırımcı için de, Çamlıderemiz için de, hemşehrilerimiz için de olumlu olsun. Başka yerlerde plansız, programsız büyüyen turizm ilçelerine şahit oluyoruz. Bunlara dikkat etmezsek ortaya problemler çıkar, huzursuzluklar olur.

            Sırrı Er: Efendim bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.

            Aydın Erdoğan: Ben de size teşekkür eder, ESYAV’a başarılar dilerim.

25-11-2012 23:12
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA

ANKET

YENİ HUKÜMETİ HANGİ PARTİLER KURMALI

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın