Ana Sayfa  /  Kızılcahamam  /  28 Şubatta Kızılcahamam'da neler oldu
  • Facebook da Paylaş
28 Şubatta Kızılcahamam'da neler oldu
  • 01-01-1970
  • 29 yorum
  • 5435 okunma
Türkiye’de post-modern darbe olarak adlandırılan 28 Şubat, darbelerin de sonuncusuydu. Diğer darbeler yargıya intikal etmişken, yakın zamana kadar 28 Şubata dokunulmadı.

Türkiye’de post-modern darbe olarak adlandırılan 28 Şubat, darbelerin de sonuncusuydu. Diğer darbeler yargıya intikal etmişken, yakın zamana kadar 28 Şubata dokunulmadı. Yargının gecikmesi ise kamuoyunda, 28 Şubat dosyası kapanıyor mu, dokunulmayacak mı, teğet mi geçecek gibi söylentilere neden oluyordu. Nihayet ona da sıra geldi. Birkaç ay önce baş aktörleri yargı önüne çıkarılıp sanık sandalyesine oturtuldu. Bundan sonraki süreç devam edecek. Dolayısıyla 28 Şubatın bu  yıl dönümünde medyada daha geniş yer bulacağını kestirmek zor değil. Ancak; yazılıp çizilip, söylenecekler, genellikle tepede olup bitenleri anlatacak. Oysa 28 Şubat süreci yalnızca bürokrasi, medya ve siyasetin tepesinde olup biten olaylardan ibaret değildi. Her yerleşim biriminde olduğu gibi Kızılcahamam’da da pek çok yansımaları oldu. Tarihe not düşmek adına bunlardan biraz bahsedelim istedik.            

            1996 yılı sonlarına doğru kamuoyu oluşturmaya yönelik olarak medya aracılığıyla yavaş yavaş  topluma lanse edilmeye başlanan “irtica tehlikesi” ile ilgili yayınların dozajı giderek artırılmış ve 1997 yılının ilk aylarına gelindiğinde zirveye ulaşmıştı. Artık Türkiye’nin en önemli gündemi “irtica tehdidi” olmuştu. Nihayet 28 Şubat 1997 tarihinde irtica ile mücadele gündemiyle toplanan MGK’nin aldığı kararlarla konu resmiyet ve ciddiyet kazanmış oldu.           

            Türkiye tam anlamıyla bir korku tüneline sokuldu. Her yerleşim biriminde olduğu gibi Kızılcahamam’da da pek çok olağanüstülükler yaşanmaya başladı. Önce, tüm dindar kesim hedefmiş gibi bir algı oluşturuldu / oluştu. Çoğunluğu dindar olan halk, inandığı dini değerleri yaşamaktan tedirginlik duymaya başladı. Pek çok insanımız, gelecek endişesiyle din eğitimi alan çocuklarının bu eğitimlerini yarıda bıraktırdı. Dolayısıyla başta İmam – Hatip Lisesi olmak üzere  Kuran kurslarının öğrenci sayıları % 80 civarında azaldı. Yine pek çok kişi özellikle kamu görevi yapan yakınlarının zarar görmemesi için dindarlık olarak algılanabilecek davranışlarını kamufle etme gayreti içerisine girdi.

            Sürecin esas rüzgarı ise kamuda esti. Milli manevi değerlere yakınlığıyla bilinen dönemin İlçe Kaymakamı Vasip Şahin başka bir yere vali yardımcısı olarak atandı. Yerine gelen Kaymakam Mehmet Özmen ise tam anlamıyla bir irtica avı başlattı. İlk işi, güya toplum yararına faaliyet gösteren bir derneği canlandırmak oldu. Bu dernek çatısı altındaki memurların bir kısmından istihbarat ağı kurdu. Bunları, çalıştıkları kurumların diğer personellerini izlemek ve haklarında bilgi toplamak üzere organize etti. Özellikle kurumların dindar amirleri ve yöneticileri başta olmak üzere tüm dindar memurlar sıkı bir takibe alındı. Sonrasında ise pek çok unutulmaz olay yaşanmaya başladı. Bunlardan çok çarpıcı olanlarını hatırlamaya çalışırsak; 

            1. Kaymakamın yanına aldığı jandarma yetkilileriyle beraber üç – beş günde bir akşam dindar memurların evlerine yaptığı baskınlar ilçenin en önemli gündemi olmuştu. Birkaç dindar memurun arkadaşlık ilişkileri çerçevesinde, içlerinden birisinin evinde çay sohbeti amacıyla bir araya geldikleri akşamlarda Kaymakam anında istihbarat alıyor ve  evleri basıyordu. Bu baskınların neticesinde oradaki memurları “irticai toplantı” yaptıkları gerekçesiyle mahkemelere sevk ediyordu. Bunların bir kısmı yerel mahkemede, bir kısmı ise yargılandıkları DGM’de berat ettiler. Dindar memurlar evlerine birden fazla misafir almaktan korkar oldular.

            2. Bu baskınlarda bazen en komik mizah fıkralarına bile taş çıkartacak manzaralar da yaşanıyordu. Örneğin; bir akşam yine yanına aldığı jandarmadan bir yetkiliyle beraber,  hafiyeleri tarafından sağlanan istihbarata dayanarak irtica avına çıkan kaymakam; çay sohbeti yaparlarken bir taraftan da nostalji olsun diye gramofonda çalan şarkıları dinlemekte olan esnaf - memur karışımı bir grubun bulunduğu bir mekanı bastı. Ne yaptıklarını sordu. Toplumda hazır cevaplılığıyla  ve nüktedanlığıyla tanınan bir esnafın; “Kaymakam Bey, gördüğünüz gibi yüz sene öncesine ait bir aletten müzik dinleyerek irtica yapıyoruz.” diye cevap vermesi kahkahalara neden oldu. Umduğunu bulamayan, aldığı cevaba ve atılan kahkahalara da epeyce bozulan Kaymakam, dönüp gitti.

            3. Özellikle kamuda dindar bilinen yöneticilerin sürekli açıklarını arıyordu. Bazen de komplo kurduğu bile sanılıyordu. Örneğin; bir sabah mesaisinin yeni başladığı dakikalarda adeta baskın gibi bir şekilde denetime geldiği bir kuruma ait gönderdeki bayrağın bir köşesinin hafifçe sökük olduğunu tespit etti. Oysa bir gün önce sağlam olan bayrağın bir gecede köşesinin sökülmesi ve sabahın ilk saatlerinde kaymakamın o kuruma gelmesi ve de gelir gelmez hemen bayrağın söküğünü tespit edivermesi pek olacak şey değildi. Hiç gecikmeden adliyeye koşan kaymakam, dindarlığıyla bilinen ve de vatan, millet, bayrak sevgisinden kimsenin şüphe etmediği kurum amirini “bayrağa muhalefet kanunundan” mahkemeye verdi. Ancak mahkeme beratla sonuçlandığından kaymakamın hevesi kursağında kaldı.

            4. Kaymakamın irtica avı tutkusu başka tiraji komik olayların yaşanmasına da neden oluyordu. Örneğin; Kaymakam, belediye güreş antrenörü Bekir Hoca’nın başına taktığı yeşil bereye takmıştı. Renginden dolayı, irticai bir eylem olduğu iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık şikayeti yerinde görmedi ve takipsizlik kararı verdi. Olayın ilçede duyulması üzerine “ne olur, ne olmaz endişesiyle” korkuya kapılan pek çok kişi yeşil olan ne varsa hepsinden uzak durmayı yeğler oldular. Bekir Hoca ise tam tersine bu olaydan sonra  kaymakama inat, biraz daha koyu yeşil bere takmaya başladı.

            5. İrtica avına çıkan yalnızca kaymakam değildi. Bazı amir ve memurlar da; kimisi içinden gelerek, kimisi de kaymakama yaranmak için bu işin peşine düşmüşlerdi. Örneğin; bir kurum yöneticisi biraz dindarsa, o kurumda çalışan ve kaymakamla iş birliği halinde olan bir personel yalnızca yöneticiyi izlemekle kalmıyor, aynı zamanda yönetici aleyhine irtica söylentileri çıkarmaya çalışıyordu. Özellikle bazı okullarda bunun pek çok örneği yaşandı.  Bir okulun bir sınıfında, bir öğretmenin dinle ilgili bir iki kelime söz sarf etmesi hemen Milli Eğitim Müdürlüğüne veya Kaymakama ispiyonlanıyordu. Hele başörtüsü takanlar?  Okulda değil, okulun mücavir alanında da değil, özel hayatlarında dahi başörtüsü taksalar, ispiyonlanıp fişleniyorlardı. Din eğitimi veren okullardan mezun memurların ise fişlenmeleri için başkaca bir eylemlerine gerek yoktu.

Yaşanan şu örnek olay  bunun açık ispatı olmuştu: Dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürünün hizmetlisine,  o günkü iktidar partisi DSP ilçe başkanını kastederek, “Götür bunu başkana ver.” dediği kapalı zarfı, talimatı yanlış anlayan hizmetlinin getirip Belediye Başkanına (Salih Öztürk'e) vermesi perde arkasındaki kirli  tezgahın ifşası olmuştu. Çünkü bu normal bir zarf değildi. Zarfın içinden çıkan bir irtica fişleme listesiydi. Liste başlığı (İlçe Milli Eğitim Müdürünün doğru dürüst yazamaması nedeniyle) “Kızılcahamam Milli Eğitimde İrticalen Görev Yapanlar” olarak yazılmıştı. Oysa doğrusunu yazmayı becerebilmiş olsaydı, “Kızılcahamam Milli Eğitimde İrticacı olarak Görev Yapanlar” şeklinde olurdu. Listede on altı – on yedi isim yer almıştı. İsimlerin karşılarına ise, “İlahiyat Mezunu, İmam Hatip Mezunu, Başörtüsü Takıyor” şeklinde kısa ifadelerle irticacı olma gerekçeleri belirtilmişti. Bu belgeyi  Salih Öztürk başkandan istedik kendiside vermeyi çok istedi fakat Kızılcahamam'da olmadığı için yayınlayamadık ilerki zamanlarda yayınlamayı umuyoruz, 28 Şubatlar bir daha olmasın diye         

            Burada anlatılanlar,  antidemokratik, baskıcı, dayatmacı olağanüstü bir dönemde on altı bin nüfuslu bir ilçede yaşanan pek çok haksız, hukuksuz ve ucube olaydan ancak birkaç örnektir. Hepsi de kanıtlarıyla ve tanıklarıyla ispatı olan olaylardır. Yalnızca Kızılcahamam’da değil,  pek çok yerde benzer olayların yaşandığı da bilinen bir gerçektir. Hatta 3 – 4 bin nüfuslu komşu ilçe Çamlıdere’de bile yine dönemin kaymakamı ve işbirlikçilerinin  marifetleriyle yaşatılan pek çok ucube, hukuk dışı irtica avı olayları bu gün bile hafızalardaki tazeliğini korumaktadır.

Bunlar unutulmamalıdır ki yaşananlardan çıkarılacak dersler olsun. Yalnızca güce dayanıp, hukuku hiçe sayan bir azınlığın dayatmaya kalktığı antidemokratik yönetim tarzının  ilelebet devam edip gidemeyeceğini ve bir gün mutlaka  ve mutlaka hukukun egemen olacağını  herkes çok iyi bilmelidir. Yapıp edenlerin de bir gün gelecekleri noktanın sanık sandalyesi olacağı görülmelidir ve atalarımızın; “Zulüm ile abad olanın (hayat bulanın) ahiri (sonu) berbat (kötü) olur.” sözüne bir kez daha hak verilmelidir.

www.kızılcahamamhaber.com

Etiketler : 28 - Şubatta - Kızılcahamam'da - neler - oldu - -
YORUMLAR
  • M.Ali   10-03-2013 19:55

    Bazı yorumcuların mantık kurgularını anlamakta zorluk çekiyorum. Burada konu 28 Şubat denilen post modern darbedir. Bu darbe çerçevesinde olup biten haksız hukuksuz işlerdir. Tartışılacak, yorum yapılacak konu budur. Bazı yorumcuların; bu gün de şöyle oluyor, böyle oluyor şeklindeki yorumları nasıl bir mantık ürünüdür? Bu söylemlerle ne demek istiyorlar?bu gün yapılan bir takım yanlışlar varsa, onları onaylamamız elbette mümkün değildir. Ancak bu gün olup bitenler ayrı bir haber ve tartışma konusudur. Bu günle ilgili bir haber konusu olursa elbetteki tartışılır. görüş beyan edilir. Ancak; buradaki konu bu gün değil, 26 Şubat.

  • Hakan   10-03-2013 01:40

    Biz burada 28 subatta neler oldu tartisiyoruz. Neler olmadiki. Halkin 99% fislenmis. Sorunuda biraz halkta aramak lazim. Hic bir hürriyet kendiliginden gelmemistir. Sincan'da tanklar yürüdügünde halk neredeydin. Askeriye her zaman Türkiye'yi tapulu mali olarak görmüstür. Birde bu zamani gecelim 2000li yillara gelelim. Soguksudaki batarya otelinde yeni ihtilaller icin planlar kurulmadimi??

  • Murtaza Melik   09-03-2013 06:12

    Fişleme demişsinde o zaman Milleti fisleyen şahıslardan bazısı şimdi rotasyon mağduruyum deyip akşama kadar Başbakanının hükümetin aleyhinde pervasızca konuşan amma Akparti İlçeden ahkam kesen bazılarının gözdesi olup,şuraya buraya makam mevki bulalım dediği kişi o o zamanın işbirlikçi karıştırıcısı şimdide malum akpartiye elini atmış.uyusunlar uyusunlar ranzadan düşünce eyvah derler.

  • Kemalist   09-03-2013 00:44

    ortaokul ve liselerde istiklal marsımızın ve andımızın okunma mecburiyeti kalkmıstır.açılım adı altında imralı (abdullah öcalan) muhattap alınmış bülent arınç teröristler için gözyaşı döküp onlarda bizim evlatlarımız denmiştir abd nin büyük orta dogu projesi (bop) doğrultusunda önce ırak şimdi suriye bölünmüş birileri kürt devleti kurma peşinde..birileri her türlü milliyetciligi ayaklar altına aldıgını söylüyor...yeni anayasada da her türlü türk kavramınının cıkarılacagını soyluyorlar.yakında terörist başı serbest bırakılırsa hic şaşırmayın! türk ordusunu aşağılamaya onu darbeci göstermete çalışanlara söylüyorum: bugün tsk olmasa degil demokrasiyi yiyecek ekmek bulamayız canımızı namusumuzu dinimizi kimligimiizi koruyan tsk dır.bugün televizyon programlarını acın bitmek tükenmeyen bir orduyu karalama propagandası yapılıyor aydın adı verilen zatlar kürt meselesi ,imralı süreci,acılım tartısmaları yapa yapa millet artık buna alıştırılıyor bundan 10 sene önce biri kürtlere özerklil imralı muhattap alınsın deseydi sanırım yer yerinden oynardı bugüm ise çok normal karsılanıyor yarın türkiye demokrasi adı altında bölünürse şaşmayın milliyetçiligi ayaklar altına aldıgını söyleyenler türk milletinin ayakları altında ezileceklerdir kimse vatanseverligin bagımsızlıgın önüne gecemez mustafa kemalinde dedigi gibi geldikleri gibi giderler..

  • Mehmet   08-03-2013 17:44

    Haberde anlatılanlar suyunun suyu misali...Olup bitenlerin tamamı anlatılsa kitaplaşacağına şüphe yok. İnsanı hayretler içerisinde bırakan bir husus; bazı yorumcuların "Arsız hırsız ev sahibibini kovarmış." vecizesini aratmayacak tarzda karşı duruşları...Sanki o gün, tüm bu haksız, hukuksuz işler olmamış. O gün Kızılcahamam'da olup bitenler silinmiş değil. Yapılması gereken, adı geçenlerin hukuk önünde hesap vermeleridir. Mesela; dönemin DSP İlçe Başkanı o fişleme listelerini ne yapıyordu? Kimlere iletiyordu? Dönemin Kaymakamı ile işbirliği yapan bir grup devlet memuru (çoğu öğretmen), bu gün kimisi emekli, kimisi halen görevde...Bunlar dönemin kaymakamı ile nasıl iş birliği yapıyorlardı? Daha kamuoyunun bilmediği ne gibi faliyetler yürütüyorlardı? Bunların mutlaka sorgulanması gerekir. Aksi takdirde mazlumun ahı öbür tarafa kalır.

  • Ali   07-03-2013 09:39

    aliye hanım sen iftira edebilimisin... Allah büyük orda koymayacak onların yaptıkları yanlarına kar kalmayacak. gerçi şimdi bunallar senden bende çok AK PARTİLİ. Bunlar adiler her devirde borularını öttürürler şimdi de aynı diyenler eger böyle güçlü bir çekilde gelselerdi bizi yaşatmazlardı. şimdi ne yapılıyor ki ikdidar onanlara bizden fazla ilgi gösteriyor.

  • salih   04-03-2013 08:46

    muhtar oldu... tahir bey o zat şimdi muhtar....amam köyü belli değil

  • Tahir Öztürk   04-03-2013 00:19

    Tahir Öztürk İki Dünya Arasında Ben 28 Şubatta Kızılcahamam'da hem dini hem ilmi eğitim veren yatılı Seçkin bir yurtta eğitim gördüm. Yorumcu Salih beyin saydığı zevatın yanında çok heyecanlı biri daha vardı. Hani bilirsiniz içinizden biri idi ama nasıl olmuşsa öğretmen olmuş kardeşi ilçe başkanı onunca da ilçe milli eğitim müdürü olmuştu ya. Hani şu tıknaz tombul üçtaştan enişteniz olan kişi. Yatılı eğitim gördüğümüz yurdu kapatmak içinı günde en az iki kere ve her gün yaptıkları baskınlara gelirken zafer kazanan komutan edası ile kan ter içinde kalan üçtaştan eniştemiz olan kişi şimdi ne yapıyordur acaba

  • Salih   02-03-2013 15:25

    Ogün yaşananalar: Bir eksiklik düzeltilmesi gerekli. Kaymakam bey toplantı yapılan yere (her salı bir araya gelen arkadaşlara) baskın yapmaya geliyor.2 HAKİM, 2 Savcı İlçe mülki amirlerinden birçoğu isim saymaya gerek yok. Oraya Jandarma komutanı ile birlikte odaya girdiklerinde herkes ayağa kalkar. ortamda gramafon çalmaktadır tam kapatmaya yeltenir biri ama kapantılmaz ve Ali Yeşil lafı gediğine yerleştirir.Kaymakam Bey biz aslında burda her salı HUU çekerdik ama sizin geleceginizi haber alınca gramafon dinlemeye karar verdik der.Ordakiler hep bir ağızdan yüksek sesle güler. Kaymakam sert bir yüz hali ile yerine oturur. ortam çok gerginleşir.Bir kaç dakika oturur. hiç konuşulmaz çıkarken Ali Yeşil yaptıgın espiri hiç hoş değildi der. ve arkasından orda bulunan memurlara soruşturma esnaflarada maliye tarafından baskınlar gelmeye başlamıştır. Tarihe şahitlik edenler yaşamaktadır. Allah bir daha o günleri göstermesin.

  • Hadi Bilen   02-03-2013 06:52

    Dini sömürenler önce bu lafa cevap.Bundan kasıt Ak partiye kast etsen de hikaye bu yalan.Ak Parti Mütedeyyin insanların inançlarını yaşamasına yardımcı olurken.Adam gibi Devlet olmanın gereğini yapmaktadır.Ayette buyurduğu üzere leküm diniküm velyedin kısacası senin dinin sana benimki bana anlayışının sonucu olarak Dinen böyle ve Hukuki olarak anayasanın gereği olan herkesin din ve vicdan hürriyetine saygılı olarak yönetim biçimi göstermektedir.Dini sömüren iktidara gelmek için ehli iman görünüp bayrak ve kuran öpen amma daha sonra oyunu aldığı mütedeyyin vatandaşlara başı kapalılareyyin insanlara Arabistana gitsinler diyecek kadar daha önceki davranışının oy avcılığı olduğu anlaşılan sayın Demireli diyebilirsin.Gerçek Laik Devlet Dinsizede dindarada YURTTAŞ mantığı ile bakan devlettir.akparti bunu yapmaktadır.28 Şubat sürecinde olanlara Ülkemizdede İlçemizdede yüz karasıdır.Maalesef Mesut Yılmaz Başkanlığındaki 55.Hükümet 1999 Nisan Genel ve Yerel seçimler öncesi Ecevit Başkanlığındaki 56.Hükümet ve sureti hakdan görünüp Milletin tertemiz oyları ile Ülkenin 2.partisi konumuna %18 le gelip 57.Hükümet olarak Ecevitin Başkanlığında mesut Yılmazın daha sonra başbakan yardımcısı olarak girdiği dsp mhp anap kurulan 28 Şubat sürecini millete dayatan ilçemizde ve Ülkemizde malum olaylar olurken parsa toplama peşinde olan Hükümettir.Bunlar olurken MHP İktidarda 2.Büyük ortak idi. Bahçeli Başbakan Yardımcısı idi. Mehmet ARSLAN MHP Ankara Miilletvekili idi. Yaşar YILDIRIM önce Bahçelinin Danışmanı daha sonra Ankara İl Başkanı idi. Salih ÖZTÜRK Belediye Başkanı idi. Coşkun ÜNAL İlçe Başkanı ve İl Genel Meclisi üyesi idi. Bu Hükümet teki MHP icraatlaını Ozan Ariften dinleyelim tekrar. Sevdamı istiyorum(OZAN ARİF) Söyleyin onlara bu iş olmadı Bu millet bu işten memnun olmadı Hele ülkücünün aklı almadı Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Bu millet bize bir görev yükledi Ve bizden ülkücü tavır bekledi Kedi bunlar süt dökmüş kedi Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Üç ortak, üç hayır, üç evettir Üç kabul edersen bir kabul ettir. Bu uzlaşma değil, teslimiyettir Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Böyle bir tavırla yola gidilmez İktidarı bırak koyun güdülmez Bu hareket böyle temsil edilmez Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Bu Ârif'in merak ettiği asıl Erkeklik bu ise ürkeklik nasıl? Söyletmeyin beni sonuç, velhasıl: Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da adam gibi bir iş görsünler

  • Kemalist 2   27-02-2013 23:53

    Arkadaşım o kadar doğru konuşmuşsun ki silecek hiç bir şey bulamadım. Arkadaşlar gerçekleri görün artık. Dini sömürenlere dur deyin. Laiklik dinin elden gitmesi değildir. İsteyen istediği gibi yaşar dinini . Tek sorun dinin siyasete girmemesidir. Çünkü girince bakın böyle sömürüyorlar gariban vatandaşlarımızı. Oyuna gelmeyin. Sahte göz yaşlarına kanmayın. Allah'ın izniyle bu günler de geçecek.

  • Darbe Sevmez   27-02-2013 20:13

    Herkesin tek tip düşünmesi mümkün değil elbet. Yapılan anketlerde %25'e yakın bir kitlenin darbeci bir yönetimi mevcut iktidarın yönetimine tercih edeceği ortaya çıkmış. Pek de önemli deği. Önemli olan kahir ekseriyetin (yani %75'in) demokrasiden yana olmasıdır. Önemsenecek başka bir şey de bu %25 kitlenin fikir serdettiklerini zannederekçok fazla gürültü çıkarmalarıdır. Neymiş Efendim, "Bu gün de 28 Şubatı aratmayacakanti demokratik, baskıcı bir yönetim varmış. İnsanlar haksız, hukuksuz cezalandırılıyormuş. Mış, miş, muş...Desteksiz atışlar. Beyler bırakın bu mışları muşları, millet (yani %75) yemiyor. Size açık, net ve anlaşılır biçimde soruyorum. Uzağa gitmeye gerek yok. SORU 1 - Bu gün burada, yani Kızılcahamam'da veya komşu ilçelerde, dünya görüşünden dolayı evi basılan biri kişi gösterebilir misiniz? SORU 2 - Bu gün burada veya komşu ilçelerde kılık kıyafetinin şeklinden veya renginden dolayı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulan bir kişi gösterebilir misiniz? SORU 3 - Bu gün burada veya komşu ilçelerde dünya görüşü ve yaşam tarzından dolayı fişlenen bir kişi var mı? Varsa, lütfen ispatıyla ortaya koyun! Biz demokrasiden yana taraf (%75) olanlar olarak onların haklarını korumaya hazırız.

  • erdem   27-02-2013 16:56

    Hadi Bilen rumuzlu arkadaşa katılıyorum Bu türkücüler o zaman devletin bütün önemli kadrolarını ecevite peşkeş çekip kendileri köfteden bakanlıkları alıp buralardan ihale devşirmekle meşgul olduklarından gariban müslümanların ne çektiklerinden bihaberdiler....tabii bunları dile getiren büyük ozanıda hemen hain yapıverdiler...etrafınıza bakın her devirden nemalanan 28 şubat zenginlerinden biri hemen gözünüze ilişiverir....

  • kenan   27-02-2013 15:36

    şimdi son yıllarda yine ozaman yapılanla aynı mantıkta bendensin degilsin yine yapılıyor...28 şubat yanlıştı şimdi yapılanlarda yanlış, her işte hak eden yararlandıgında,kazandıgında,yönetici oldugunda bişeyler düzelir....yoksa bir başkasıda 28 şubatın farklısını uygular yani degişen bişey olmaz olan bize olur

  • osman   27-02-2013 13:20

    Dünü yargılayanlar bugün aynısını yapıyorlar..Oysa hukuk ve adalet hepimize her zaman lazım.

  • ADNAN DURSUN   27-02-2013 08:13

    sayın okurumuz, büyük harfle yapmış olduğunuz yorumlarınız kriterlerimize uymadığından yayınlanmamaktadır

  • kemalist   27-02-2013 00:42

    hükümet de o günleri hiç aratmıyor...peygamber ordusu olarak bilinen türk silahlı kuvvetlerinin şanlı subayları casusluk fuhuş darbeye teşebbüs hatta terör örgütü olmakla suçlanıyor hükümeti eleştiren gazeteci aydın kim varsa düzmece davalarla içeride devletin bütün kurumları cemaat akp yapılanmasının eline geçmiş terörle mücadele bitmiş mücadele bitmiş müzakere başlamış yei anayasayla yargı tamamen kafeslenip doğuda bir kukla devlet kurma hevesi güdenler var ulusal bayramlarımız kutlatılmıyor tüm ulusal kayanaklarımız özzelleştirme adı altında yabancılara peşkeş çekilmiş ama bunu yapan dindar parti nasıl olsa bir bildiği vardır...

  •    27-02-2013 00:26

    bekir hocam dan Allah ebeden razı olsun. inanmış bir insandı ve inancı uğruna taviz vermedi yaşadı ve yaşıyor. Allah daim eylesin Hak yolundan ayırmasın cümlemizi inşaallah

  • Veysel BAYRAM   27-02-2013 00:10

    28 Şubat zihniyeti Mili Şefin yetiştirdiği kadrolardır. Tek parti ve Açık Oy Gizli Tasnif yöntemi ile iktidar olan (Hür seçim sisteminde asla iktidar olamayan) Milli Şef ideolistlerini yetiştirmek için Özellikle Askeri okullar ile Yüksek Okullardan Din/İSLAM dersini kaldırarak bu okullarda ideolistlerini yetiştirmiş, yetiştirdiği ideolistleri ile anayasal kurumlarda kadrolaşmış. Kadro gücünü sağladığı anayasal kurumlara (sanki TBMM yokmuş gibi) Cumhuriyeti koruma kollama yetkisi ile Devlet içinde Devletten güçlü "illegal Oligarşi Bürokrasi Vesayet Rejiminin (Gizli/Derin Devlet/İktidar) oluşmasına imkân hazırlamıştır. İllegal Oligarşi Bürokrasi Vesayet Rejimi’de halkın oyu ile iktidar olamayan Milli Şef İdeolojisini 60 sene öncelikle darbelerle zemin ve zaman ayarlayarak, arkasından Darbelerle Darbe Anayasaları ile darbe planları/tehditleri şantajları ile MEŞRU ama Maksatlı – zayıf – Ararejim - Koalisyon İktidarlarını Kontrol ederek vefa borcunu ödemiş ve aynı zamanda ortak ideolojilerine hizmet etmişlerdir. Ama 4,5 oy korkusu ile T.C.’de asıl hedeflerinin İSLAMI ve Türk İslam Kültürünü bitirme olduğunu gizlemeye çalışarak mücadelelerini “irticai faaliyetler” polemikleri ile sürdürmüşler, Darbecileri Cuntacıları Ergenekoncuları. Balyozcuları bir kurtarabilseler 40 kat daha fazlası ile de sürdürme arayışlarını sürdürmektedirler. Kaymakam Mehmet Özmen için kısa bir anekdot: İSLAM ve Türk İslam kültürü ile mücadelesini Kurban Bayramı’nda (bayrama bir ay kala) Sosyal Dayanışma Vakfını halkın yüzüne kapatan bir bürokrat.. (!). Muhterem Vasıf ŞAHİN ve Yeşil Takkeli Bekir Hoca kardeşlerim Kızılcahamam sizi unutmadı unutmayacak.

  • Ferhat ÜNAL   26-02-2013 22:39

    Sözde dava üzerine Rahmetli KAYMAKAM Mehmet ÖZMEN in 28 ŞUBAT sürecinde İlçemiz de yaptığı İRTİCA adına yaptığı baskılardan umarım oda pişman olmuştur. 2010 Kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden KAYMAKAM Beye ALLAH RAHMET eylesin.

  • canan   26-02-2013 21:34

    Bunlar unutulmamalıdır ki yaşananlardan çıkarılacak dersler olsun. Yalnızca güce dayanıp, hukuku hiçe sayan bir azınlığın dayatmaya kalktığı antidemokratik yönetim tarzının ilelebet devam edip gidemeyeceğini ve bir gün mutlaka ve mutlaka hukukun egemen olacağını herkes çok iyi bilmelidir. Yapıp edenlerin de bir gün gelecekleri noktanın sanık sandalyesi olacağı görülmelidir ve atalarımızın; “Zulüm ile abad olanın (hayat bulanın) ahiri (sonu) berbat (kötü) olur.” sözüne bir kez daha hak verilmelidir. peki ya çoğunluk hukuku hiçe sayarsa o zaman ne olur

  • Çıtak   26-02-2013 21:19

    Şu an yaşamış olduklarımıza 28 şubat denilemez ama muhakkak bir isim konulur...Şu an yaşanılanlarda başka bir versiyon sonuçta iktidar gücü ozamanda şimdide küçük bir örnek bir zamanlar Kızılcahamam'ın iyisinde kötüsünde olamayanlar şimdi Sayın Başbakanın gölgesinde nemalanıyorlar ve Kızılcahamam Sevdalısı olduklarını söylüyorlar komik bir durum

  • Ferhat ÜNAL   26-02-2013 20:01

    28 şubat tarihi bir kara lekedir yanlız CUMHURİYET tarihimizde bunun gibi bir çok POST MODEL diye tabir edilen DARBELER yapılmak istenmiş veya yapılmıştır. Burada gerçek hedef İSLAM İNANCINDA olan insanlar olmuştur. Peki ben şimdi soruyorum eeyyy Mehmet ÖZMEN şimdi yaptıklarından pişman mısın ? Sayın eski Kaymakam ve onun ispiyoncuları öbür dünyaya intikal ettiğinizde bu yaptıklarınızdan, ALLAH RAZI OLACAK MI ? hiç düşündünüzmü.....! ALLAH SİZLERİ ISLAH ETSİN

  • Vatandaş   26-02-2013 17:32

    Yazıyı kaleme alan editörü ve emeği geçenleri kutluyorum.İnşallah bu olaylardan bir ders alınır.Yapılan yanlışlar düzeltilir.Fişleme meraklısı, maneviyat düşmanı bu insanların, yüksek mevkilerde olması engellenirse bir daha böyle acılar, bana göre yaşanmaz. Ama ilçemizde 28 Şubat sürecinde darbecilere faal olarak çalışmış, kendilerini bulundukları kurumun kaleleri olarak gören bazı müdürlerin, haala o koltuklarda olması düşündürücü.. İktidar partisi yetkilileri o malum zatı müdürleri bilmiyor mu? İnanın onlar, yine ellerine o fırsat geçsin, yine aynı şeyleri yaparlar.Önlemi alınması lazım.

  • Yusuf Ziya Demirel   26-02-2013 13:32

    Bir Kızılcahamamlı olarak yazınızı ilgiyle okudum. Günümüzde yaşananlarla, 28 Şubat'ta yaşananların birbirine ne kadar benzediğini, hatta günümüzde yaşananların 28 Şubat dönemini bile arattığının bilmem farkında mısınız? (Fişleme olayları) Detayına girmeyeceğim, ama anlattığınız adli olaylarda mahkemeye verilenler hep beraat etmişler, günümüzdeki mahkeme sürecini eminim izliyorsunuz. O insanlar tutuksuz yargılandı ve beraat etti. Şimdi ise hakkında elle tututlur hiç bir kanıt olmadığı halde, öne sürürlen bir çok belgeler de resmi kanallardan çürütüldüğü halde insanlar, hem de bu vatana sadakatle hizmet etmiş ordu, sağlık, medya mensupları yıllardır hapislerde tutulup en doğal sağlık sorunları bile gözardı edilerek yargılanıyorlar. O insanlar da vatan haini olarak hüküm giyen terör örgütü liderine gösterilen ihtimamın onda birini olsun haketmiyorlar mı? Cumhuriyet kurulduğundan beri dinci kesim (Bakın dindar demiyorum, çünkü gerçek dindarların hiç kimseyle bir sorunu olmamıştır.) hep dinini yaşayamadığını ve yaşatılmadığını iddia ede gelmiştir. Eğer öyleyse bunca engellemelere rağmen bu kadar dinci insan nasıl yetişmişler? Yazınızda bir çok dindar insandan bahsediyorsunuz. Bir insanın dindar mı, dinsiz mi olduğuna nasıl karar verebiliyorsunuz? 5 vakit namaz kılması yeterli oluyor mu? Ya da Kadınların kapalı olması. Yazınızın son paragrafında bahsettiğiniz kriterlerin bugünkü muktedirlere de lazım olacağını hatırlamaları dileğiyle saygılar.

  • Hadi BİLEN   26-02-2013 11:10

    MHP İktidarda 2.Büyük ortak idi. Bahçeli Başbakan Yardımcısı idi. Mehmet ARSLAN MHP Ankara Miilletvekili idi. Yaşar YILDIRIM önce Bahçelinin Danışmanı daha sonra Ankara İl Başkanı idi. Salih ÖZTÜRK Belediye Başkanı idi. Coşkun ÜNAL İlçe Başkanı ve İl Genel Meclisi üyesi idi. Ozan Ariften dinleyelim o zaman Ecevite Kuzu,Şimdi Tayype Kurt olanları Sevdamı istiyorum(OZAN ARİF) Söyleyin onlara bu iş olmadı Bu millet bu işten memnun olmadı Hele ülkücünün aklı almadı Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Bu millet bize bir görev yükledi Ve bizden ülkücü tavır bekledi Kedi bunlar süt dökmüş kedi Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Üç ortak, üç hayır, üç evettir Güç kabul edersen bir kabul ettin Bu uzlaşma değil, teslimiyettir Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Böyle bir tavırla yola gidilmez İktidarı bırak koyun güdülmez Bu hareket böyle temsil edilmez Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da dosdoğru bir iş görsünler Bu Ârif'in merak ettiği asıl Erkeklik bu ise ürkeklik nasıl? Söyletmeyin beni sonuç, velhasıl: Ya benim sevdamı geri versinler Yahut da adam gibi bir iş görsünler

  • 28 Şubat Mağduru   26-02-2013 09:59

    28 Şubatla ilgili soruşturma hedefine ulaşacak ise; Elli kadar yüksek rütbeli subayın sorgulanmasıyla iş bitirilmemelidir. Her ilçe bazında dönemin DSP ilçe başkanları, kaymakamları ve kaymakamlarla işbirliği içerisinde faaliyet göstermiş olan memurlar sorgulanmalıdır.

  • ARda   26-02-2013 09:01

    bunlarda arda hayada kalmamış kardeşim. memleket elden gidiyomuştu. Şu kızılcahamada yapılanlara bakın aboooooooo İRTİCALEN almış başını gitmiş iyiki varmıştı.Kaymakam şimdi VALİ oldu ya gerçi ilçe Milli Eğiğim Müdürü O da orda çok üst bir makamda sanırsam müstaşar falan olmuştur. Biz bu ülkeyi İRTİCALENLER den koruruz.

  • Köylü   26-02-2013 06:17

    Kızılcahamam dan terfi ederek Trabzon vali yardımcısı olan Mehmet Özmen ordan Eskişehir vali yardımcılıgına atandı. Son 4 aydır bağırsak kanseri tedavisi gören Mehmet Özmen, Şubat 2010 da kalp krizinden öldü. Vesselam

Diğer Haberler
MAKALELER YAZARLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
HAVA DURUMU


ANKARA